Bugünden baktığımda anlıyorum ki çoğu durumda olayların gerçekliği insanlara aktardığınız değil, yarattığınız bir şeydi.
Sayfa 207·Kitabı okuyor
Önemli olan, başkalarının düşündüğü büyük şeylerden ziyade, küçük de olsa kendi düşündüklerindir.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
İnsan yaşamında bir kez olsun vahşi tabiatın içine karışmalı, ne kadar sıkıcı olursa olsun sağlıklı bir tek başınalığı deneyimlemeli. Tamamıyla kendine bel bağlamak zorunda olduğunu keşfedip, sonrasında kendi içindeki gerçeği, içinde gizlenmiş gücü öğrenmeli.
Tek bir cümleyle söylemek gerekirse, o, iflah olmaz bir romantikti; dik başlı, alaycıydı, daha net ifade edersem, dünyada olup bitenlerden bihaberdi. Bir kez konuşmaya başladı mı susmak bilmezdi, ama aklının uyuşmadığı kişilerin yanında (diğer bir deyişle dünyadaki insanların tamamına yakını karşısında) ağzını bıçak açmazdı. Aşırı miktarda sigara içer, ne zaman trene binecek olsa biletini kaybederdi. Aklına bir şeyler takılmayagörsün yemek yemeyi bile unuturdu. Eski İtalyan filmlerinde gördüğümüz, küçük savaş dönemi çocukları kadar zayıftı; gözleri kocaman kalmıştı. Sözcüklerle ifade etmek yerine bir fotoğrafla anlatsam daha anlaşılır olurdu ama ne yazık ki elimde bir tane bile fotoğrafı yok. Fotoğraf çektirmekten resmen nefret ediyordu, geride Sanatçının Bir Genç Kadın Olarak Portresi'ni bırakmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Elimde o günlerdeki Sumire'nin bir fotoğrafı olsaydı, bu kesinlikle bazı insanların ne kadar özel olabileceğine dair ender kayıtlardan biri olurdu diye düşünüyorum.
Yine de sıradan bir genelleme yapacak olursam, mükemmel olmayan yaşamlarımızda boşa harcanmış zamanların da yeri önemli değil midir? Eğer bu mükemmel olmayan yaşamlarımızdan tüm bu boşa harcanınışlıkları çıkaracak olursak, yaşamlarımız mükemmel olmama özelliğini bile yitiriverir.