Bir garip musikisi de vardı bu dünyanın
Akarsu ve yel gibi,
Tohum gibi, uyumlu olarak harmancının
Kalburdan geçirdiği.
Şekiller soluyordu, hiç farkı kalmayarak
Bir düşten, bir taslaktan,
Unutulmuş tuvalde, bir sanatçı olarak
Anıyla tamamlanan.
Kayaların ardından bakıyordu öfkeli,
Kaygı dolu bir köpek,
İskelet üzerinde kalan son parça eti
Kapmayı gözleyerek.
- Ve bu pis, dehşet saçan kokuşmuş’a, ne var ki
Hep benzeyeceksiniz,
Ey gözlerimin nuru, hayatımın güneşi,
Meleğim, bir tanem, siz!
Böyle olacaksınız, ey gönüller sultanı,
Son kutsamadan sonra,
Çimen çiçek altında çürüme başladı mı,
Kemikler arasında.
O vakit, ey güzelim! öpücüklerle sizi
Yiyen kurda anlatın,
Koruduğum tanrısal özünü, biçimini
Perişan aşklarımın.