Murat Gökçe

C A N L I M E Ş A L E Yürüyorlar önümde, o ışık dolu Gözler, Çokbilmiş bir Meleğin mıknatıs yüklediği; Yürüyorlar, ilahi kardeşim o kardeşler, Gözlerime serperek elmas ateşlerini. Her tuzak ve her ağır günahtan kurtararak, Yönlendirirler beni bir Güzel’e, yol diye; Onlar benim uşağım, bense onlara tutsak; Boyun eğer varlığım bu canlı meşaleye. Hoş gözler, parlarsınız gizemli ışığıyla Gündüz yanan mumların, güneş kızartır ama, Düşsel alevlerini söndürmez hiçbir zaman; Şarkınız Diriliş’tir, onlar Ölümü kutsar; Şakıyıp yürürsünüz ruhum uyandığı an, Alevi hiçbir güneşle solmayan yıldızlar!
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
B A L K O N Hatıralar perisi, aşkların en yücesi, Her zevkimde sen varsın! her derdimde yalnız sen! Nasıl tatlıydı ocak, akşamın albenisi, Okşayışlar ne hoştu, gözüne bir getirsen, Hatıralar annesi, aşkların en yücesi! O kömür aleviyle aydınlanan akşamlar Ve bir balkonda geçen, pembe buğuyla dolu. Nasıl tatlıydı göğsün! Kalp iyiydi ne kadar! Unutulmaz şeylerdi ne söyledikse çoğu O kömür aleviyle aydınlanan akşamlar. Ne güzeldir güneşler akşam saatlerinde! Evren nasıl da derin! yürek nasıl da cesur, Tanrıçalar ecesi, sana eğildiğimde, Soluduğum şey sanki kanının kokusudur. Ne güzeldir güneşler akşam saatlerinde! Tıpkı bir duvar gibi koyulaşırdı gece, Karanlıkta seçerdi gözlerim gözlerini, İçerdim soluğunu, ey dirlik! ey zehir! ve Ayakların alırdı ellerimde yerini. Tıpkı bir duvar gibi koyulaşırdı gece
Kaybediş kalpten gidiş
Bir garip musikisi de vardı bu dünyanın Akarsu ve yel gibi, Tohum gibi, uyumlu olarak harmancının Kalburdan geçirdiği. Şekiller soluyordu, hiç farkı kalmayarak Bir düşten, bir taslaktan, Unutulmuş tuvalde, bir sanatçı olarak Anıyla tamamlanan. Kayaların ardından bakıyordu öfkeli, Kaygı dolu bir köpek, İskelet üzerinde kalan son parça eti Kapmayı gözleyerek. - Ve bu pis, dehşet saçan kokuşmuş’a, ne var ki Hep benzeyeceksiniz, Ey gözlerimin nuru, hayatımın güneşi, Meleğim, bir tanem, siz! Böyle olacaksınız, ey gönüller sultanı, Son kutsamadan sonra, Çimen çiçek altında çürüme başladı mı, Kemikler arasında. O vakit, ey güzelim! öpücüklerle sizi Yiyen kurda anlatın, Koruduğum tanrısal özünü, biçimini Perişan aşklarımın.

Murat Gökçe

, 1000Kitap'a katıldı.