• Mustafa Kemal Anadolu'ya giderken İsmet Paşa'yı arayıp kendisiyle birlikte gelmesini istemiştir. İsmet Paşa ''Daha yeni evlendim'' cevabını vererek bu daveti reddetmiştir. Bu cevabın arkasında şu vardır aslında: ''Ne olacağı belli değil, ihtiyatlı davranayım.'' Bu da zaten İsmet Paşa'nın hayatı boyunca güttüğü ''yoğurdu üfleyerek yeme'' politikasıdır. Fakat Mustafa Kemal öyle değil, kendisini bir konuda ikna ettiği zaman o işin peşine düşebilen bir insan.
  • Havranda, Osmanlı vatandaşları olan Havranlılar yağmaya uğrarlar. Paraları soyulur ve ele geçen altınlar arada taksim edilir. Mustafa Kemal'den çekinirler. Ama arkadaşı Müfit'e birçok altın vermek isterler. İşte bu teklifi kendisine haber veren Müfit'e Mustafa Kemal'in söylediği şudur:
    - Müfit, bugünün adamı mı olmak istersin, yoksa yarının adamı mı? Müfit altınları reddeder.
    Mustafa Kemal de Alman mareşalinin gönderdiği ve bir makbuz da istemeden bırakılan altın sandıklarını reddederken,
    her halde kendi kendine sormuştur:
    - Kemal, bugünün adamı mı olmak istersin, yoksa yarının adamı mı?
  • "Efendiler,bizim yüzümüz her zaman temiz ve aktı; her zaman da temiz ve ak kalacaktır.Çehresi çirkin,vicdanı çirkinliklerle dolu olanlar,bizim vatanseverce vicdan temizliği ile ve namusluca davranışlarımızı,kendi bayağı ve çirkin ihtirasları yüzünden çirkin göstermeye kalkışanlardır."
    Mustafa Kemal Atatürk
    Sayfa 627 - Alfa
  • "Geleceğin ümidiyle kaynayıp coşan gençler,taze ve temiz canlarını feda ettiler:Memleketi kurtarmak için!Memleketi, kendilerinden ve ihtiraslarından başka bir şey düşünmeyen politikacılar elinde oyuncak etmek için değil..."
    Mustafa Kemal Atatürk
    Sayfa 627 - Alfa
  • Efendiler ve Ey Millet,
    İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.
    En doğru, en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir (uygarlık yollarıdır).
  • #kitapyorumu
    #OyuncuKadın #OrhanKemal
    Epsilon Yayınevi / 202 Syf. / Öykü

    Herkese Merhaba. İki farklı uzun hikayeden oluşan ( Oyuncu Kadın ve Gavurun Kızı ) Bir öykü kitabı ''Oyuncu Kadın''. Ve aslında kadınların çaresizliğini, kadın sorunlarını anlattığı bir kitap. Bu yüzden ilgimi çeken ve bitirdiğimde iyi ki okumuşum dediğim bir kitap oldu. Ve son öykü başlı başına zaten beni büyüledi. Orhan Kemal ile henüz yeni tanışıyor olsam da üslubuna hayran kaldım tıpkı ''Cemile'' kitabında olduğu gibi. İlk sayfasından itibaren tüm gerçekliğini ve samimiyetini ustalıkla konuşturuyor. Sonuna kadar gerçek edebiyatın tadına varıyorsunuz.

    Ben kitapta yer alan iki öyküden ''Gavurun Kızı'' adlı hikayeyi daha çok sevdim. Resmen Evdoksiya ve Kâmran'ın hayatına konuk oldum, öyle hissettim. Ama bu öyküden önce kısaca ilk hikayeden biraz bahsetmek istiyorum. ''Oyuncu Kadın'' isimli bu öykü Cumhuriyetin henüz kurulmadığı yıllarda, Konya'daki bir geleneği anlatıyor bize. Bu gelenek evlerde düzenlenen oradaki yerli halkın erkeklerinin, oyuncu kadın adı verilen kadınları oynatarak alem yapmalarından ibaret. Bu kadınlara karşı ilk sayfalarda ön yargıyla baksam da hayat hikayelerini okuduğumda ne kadar yanıldığımı anladım. O erkeklerin karılarının bile anlayışla karşılamaaı hatta onların tüm işi üstlenip her şeyi hazırlaması da bana çok tuhaf gelmişti. Bunun dışında bu öykü aslında sonu kötü biten, oyuncu kadın geleneği ile ilgili bir aşk hikayesi idi. Bu öyküde ayrıca Osm. Saltanatı da eleştirilip, Atamızın Cumhuriyet hareketi övülüyor. Saltanatın ne demek olduğu, sırf Millicilere katıldığı için, Mustafa Kemal'in dış düşmanlara karşı mücadelesinde yanında olduğu için, bir gencin annesinin vahşice Osm. Askerleri tarafından öldürülmesi her şeyi anlatıyor zaten.

    İkinci öykü ''Gavurun Kızı'' ise bir Türk genci ile bir içim su bir Rum kızının aşkını anlatıyor. Kâmran kimsesi olmayan bir genç, aynı şekilde rum kızı Evdoksiya, babası küçüklüğünde terk etmiş, annesi bir başka adamla ilişki yaşadığı için dedesi tarafından öldürülmüş. Ve Evdoksiya'yı 1 yaşından beri dedesi büyütmüş. Onun da dedesinden başka kimsesi yok. Onu rum gelenekleri, hıristiyan dinine bağlı yetiştirmiş. Ve aynı şekilde dinine, milletine bağlı birisiyle evlenmesini istiyormuş. Ama onun gönlü müslüman bir Türk'e düşünce olaylar geliştikçe gelişiyor. Ama kol kola verince hiçbir engel onların önünde duramıyor. Ne din farkı, ne geçim dertleri, ne de kötü insanlar.
    Yani kısaca aşk, din, yaşam zorlukları, geçim sıkıntıları, kötü insanlar ışığında gelişen çok güzel bir öyküydü. Hala etkisinden çıkmış değilim.
    Orhan Kemal in ruhu şad olsun. Bambaşka yaşamlarla beni buluşturduğu için kendisine çok teşekkür ediyorum. Umarım eserlerinin yaşadığını, sevildiğini hissedip rahat uyuyordur.

    Kitaptan Alıntılar:

    Bir ara,
    ''Teyze,'' dedi, ''gücenmezseniz size bir şey söyleyeceğim...''
    Kızlar, kadınlar temin ettiler. Ne vardı gücenecek?
    Gülümseyerek,
    ''Evleriniz de insanlarınıza benziyor!'' dedi.
    ''Ne gibi yavrum?
    ''İnsan sizleri de, evlerinizi de ilk görüşte yadırgıyor. Ekşi, asık yüzlü oluyorsunuz ama, sizinle tanışıp, evlerinizin içine girince...''
    ''Fikrini değiştiriyor mu?''
    ''O saat!''
    İhtiyar kadın dertli dertli içini çekti :
    ''Haklısın yavrum. Yüzümün ekşiliği, yıllar yılı çektiğimiz kahır, üzüntüden.Kahır çeken insan yaslı olur, canı gülmeyi istemez...''

    ''Sevin çocuklar!'' diye pekiştirdi. ''Sevebildiğiniz kadar sevin. Sevdiğiniz, ama gerçekten sevdiğiniz için hayatınızı tehlikelere atın, ölüme bile aldırış etmeyin. Çünkü, insan iki defa gelmiyor dünyaya!''

    Ulan enayi dedim, bu dünya fani bir dünya. Bu dünyada yeyip içtiğin, bir de sevip sevildiğin kâr kalır. Kime kalmış bu dünya? Kalsa Sultan Süleyman'a kalırdı.

    '' Aldırma. Din, min, şu bu... Hepimiz insanız!''

    ''Yooo... Gâvur mavur yok. Kaldırın bu lafları. Dininden bize ne? Bize insanlığı, güler yüzü, tatlı dili yeter!'' diyorlardı.
  • “Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere,Türk milletine canımı vereceğim.”
    Mustafa Kemal ATATÜRK