Murat Topaloğlu

Murat Topaloğlu
@mutedil_okur
Geçtiğimiz günlerde çok uzun zamandır görmediğim bir arkadaşla buluştuk. Şimdilerde evliliğinden dolayı memleketinden uzaklarda yaşayan, iki çocuk sahibi arkadaşımla, bir zamanlar, bir kitap üzerinde saatlerce konuşur, Kur’an ezberler, hanımlarla, gençlerle, çocuklarla ayrı ayrı gruplar kurup dersler anlatırdık. Bu koşturmacalarımızın dışında ne başka ihtiyaçlarımız aklımıza gelir ne de başka dertleri önemserdik. Zaman aktı, biz de akıp gittik zamanla birlikte. Kendimizi birbirimizin çok uzağında başka deryalarda bulduk sonunda. Araya görüşemediğimiz yıllar girse de tanıdık bir tını eşliğinde elimizde çaylar, koyu bir muhabbeti aralıyoruz. Bir taraftan gözüm, kitaplığında geçmişten tanıdığım, emaneten ara sıra aldığım için belki içinde bana ait notlar bile unutmuş olabileceğim tefsir külliyatına takılıyor. Yüzüme hafif bir tebessüm yayılıyor. Arkadaşım bunu fark etmiş olacak ki birden, “ben onlara bakınca gülümseyemiyorum”, deyiveriyor. Şaşırıyorum. Sözün devamını bekliyorum sessizce. “Öğrendiğim her şey bana yükten, dertten başka bir şey sunmadı. Evlendim, hayatıma pek çok insan girdi. Seçerim sanmıştım ama hiçbirini seçemedim. Benim gibi olmayan onlarca insanla yüz yüze geldim. Benim gibi olmayan, yani benim öğrendiklerimi öğrenmemiş, dertlerimi dertten bile saymayan, hassasiyetlerimi ısrarla çiğneyen insanlar. Her gün anlattım, hatırlattım, düzelttim, umut ettim. Ama sonunda tükendim. Bir gün, bende mutlu olmak istiyorum dedim. Sadece onlar gibi mutlu olmak istiyorum. Sonunda bıraktım kendimi rüzgara. Artık hiçbir şey yapmıyorum. Ne çocuklarım için ne evim için fazladan çabalamıyorum. Dışarıdaki gündemle savaşmıyorum.” Sustum, sonuna kadar dinledim. Birkaç kere daha içinde mutluluk geçen cümleler kurdu. Diğerlerinin ne kadar mutlu olduğuna dair pek çok örnek
Murat Topaloğlu
Hz. Ömer' in arzusunu hatırlatır; " Ben yükümün azalmasını değil, sırtımın kuvvetlenmesini istiyorum