Sözde "yalnız ölüm" denilen durumdu bu. Muhtemelen kalp krizi geçirmişti. Yardım isteyecek vakti mi olmamıştı, yoksa en başından beri kimseden medet ummak gibi bir niyeti mi yoktu, artık bunu kimse bilemezdi.
"Çünkü sen benim yıldızımı, yıldızların içinden herhangi biri sanarak seyredeceksin. Böylece bütün yıldızlara bakmayı seveceksin. Yildızların hepsi senin dostun olacak..."
İnsan bazı şeylerin sonsuza kadar süreceğini sanıyor.
Mesela bir evin isiginin hep yanacagun1..
Annesinin sesini her gün duyacağını...
Babasının her akşam işten döneceğini...
Yanındaki insanların hiç gitmeyeceğini...
Sonra hayat yavaş yavaş göstermeye başlıyor kendini.
Bazı sandalyeler boş kalıyor.
Bazı insanlar sadece anılarda yaşamaya başlıyor.
Ve insan ilk kez o zaman anlıyor:
Hiçbir şey gerçekten kalmıyor.
Biz gidiyoruz.
Günler geçiyor.
Sesler unutuluyor.
Ayak izlerimizi bile siliyor zaman.
Her şeye rağmen yine de seviyoruz.
Yine de hayal kuruyoruz.
Belki de insanı güzel yapan şey, bir sonu olduğunu bile bile bağ kurabilmesi.