• 365 syf.
    ·10/10
    Takdir edersiniz ki bir felsefe kitabı hakkında “Ay çok heyecanlıydı.”, “Su gibi aktı gitti.” gibisinden şeyler söylemeyeceğim. Fakat diğer felsefe kitaplarına nazaran Ahmet Hoca’nın çok daha anlaşılır ve sade yazdığı kendisini tanıyanlar tarafından da bilinen bir gerçektir.

    Ahmet Arslan “Platon’u okuyup anlıyordum ama Platon hakkında konuşanları anlamıyordum. Aristo’yu okuyunca anlıyordum ama Aristo anlatanları anlamıyordum.” diyerek felsefe okumasında kendi gibi sancılara girenlere yardımcı olmak istemiş ve eserlerini mümkün olduğunca anlaşılır yazmış. Hatta bazıları felsefeyi halka indirip “basit iş” haline getirdiği için hocaya kızarmış. Onlar kızadursun biz seviyoruz kendisini. İyi yapıyor.

    Bir de unutmadan ekleyeyim normalde giriş kitaplarında felsefe dönem dönem inceleniyor ama Ahmet Hoca bilgi felsefesi, bilim felsefesi, varlık felsefesi... gibi konu konu incelemeyi tercih etmiş.

    Durum bu arkadaşlar, artık felsefe kitabı tavsiye diyene Ahmet Arslan derim.

    Bu arada Celal Şengör ile katıldığı Teke Tek programını da mutlaka izleyin. Muazzam keyifli bir sohbettir.
  • Arkadaşlar "Ters Yüz" isimli filmi mutlaka izleyin. Ben ödevim için izledim ama harika bir film. Şiddetle tavsiye ediyorum!
  • 464 syf.
    ·6 günde·Beğendi·9/10
    Bu kitabın incelemesini serinin ikinci kitabını okumadan önce yapmam gerekirdi. Umarım bu incelemeyi yaparken istemeden de olsa ikinci kitabı dahil etmem.

    Öncelikle kitap oldukça güzel ve sürükleyici. Okurken hiç sıkılmadım. Kitaptan önce filmini izlemiş olsam bile kitabın heyecanı filme göre bambaşka. Öncelik sırası size kalmış. Bence filmini de izleyin kitabını da okuyun.

    Not: Kitapla film birebir aynı yapılmaya çalışılmış ama yine de bazı detaylar filme farklı yansıtılmış. Ayrıca kitapta bahsedilen bazı olaylar filmde yok. Tabi tamamen uyarlamak mümkün olmazdı :)

    Yazının devamı Spoiler İçerir!!!

    Filmi izleyen arkadaşlar okuyabilir aslında ama neyse :)

    Kitap başladığım andan beri elimden bırakamadığım(filmini izlememe ve sonunu bilmeme rağmen) bir kitap oldu. Burda yazarın anlatışının ve olayları kusursuz bir şekilde sıralamasının etkisi büyük tabiki. Ben oldukça beğendim. Okurken hiç sıkılmadım. Hemen bitsin istediğim bir kitap oldu.

    Kitaptaki karakterlerden de bahsedeyim biraz. Tabiki en çok sevdiğim karakter Evan Walker oldu. Kusura bakmayın ama Cassie karakterini çok fazla sevemedim çünkü bana fazla yapmacık geldi. Olaylar karşısında çok duygusuzdu. Herşey normal yolundaymış gibi tavırları sinir bozucu geldi bana.

    Evan Walker; gayet olgun ve olaylar karşısındaki tavırları, düşünceleri, hareketleri oldukça tutarlı ve iyiydi. Bu yüzden favori karakterim zaten :)

    Zombi yani Ben Parish; duygusal olmasına rağmen dışardan bakınca oldukça sert göründüğü için pek çözemediğim bir karakter. Davranışlarını, duygularını tutarsız buldum. Yine de kitabın sonlarına doğru sevip benimsediğim bir karakter oldu.

    Hileci; soğuk, sert, duygusuz, gamsız değişik bir karakter. Herşeyi içinde yaşayan ve tüm duygularını herkesten saklayan Zombinin hayranlık duyduğu ama benim bir türlü ısınamadığım hatta gereksiz bile bulduğum bir karakter. Filmde de hiç beğenmemiştim :)

    Kitabın konusunu oldukça beğendim. Zaten böyle kıyamet senaryolu kitapları, filmleri hep sevmişimdir. Bu kitap da muadilleri arasında üst sıralarda yerini alabilecek oldukça farklı bir eser olmuş. Bu tarz kitapları sevenlerin mutlaka okuması gerek :)

    Not 2: Filmini saçma bulup beğenmemişler. Beğenmeyenleri de anlamıyorum. Bilim kurgu olup tamamen gerçeğe uygun film var sanki ya. İzlemeyin arkadaşım siz. Ben çok beğendim. Oldukça iyiydi.
  • Mucize(Wonder) filmi izlemeyen arkadaşlar mutlaka izleyin..(Psikolojiyle alakalı)
    KENDİNİZE BIR SEYLER KATABILECEK İNSANLARA BAKIŞINIZI DEĞİŞTİREBİLECEK ETKİDE...
  • Hachiko'yu izlemediyseniz mutlaka izleyin arkadaşlar. Ama aşırı duygusal olanlar izlemesin, kötü olabilirsiniz
  • 256 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Vay be… Senenin sonunda , bana vay be dedirtecek bir roman okudum. Ne kadar ilginç, dahice bir kurgu ya. Ben nasıl anlatayım bu kitabı şimdi…

    Hiç zaman kaybetmeden romanın film müziği linkini buraya bırakıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=X4yzANK_VWU Bu kitabı okuduktan sonra bu müzik sizin romanı daha anlamanızı bile sağlayabilir. Spoiler :) Filmin müziği zaten bu.

    Geçelim yazara; ilk kez bir Hasan Ali Toptaş okudum. Yine hüsran bana. Geç kalmışım geç ! Ne kadar güzel bir dil. Betimlemeler, konunun güzelliği, Türkçesi, benzetmeler, kişileştirmeler, öylesine muhteşem tasvirler… Çok çok iyi. Masal tadında bir üslup.

    Konusuna gelirsek nasıl yazmalıyım bilmiyorum. İnanın karışık duygular içindeyim ve tüylerim diken diken oldu romanın üstüne filmini izleyince. Varlık-Yokluk ilişkisi ( Varoluşculuk ) üzerine kurulmuş roman iç içe grift olmuş ayrı roman gibi oluyor. Öylesine hayata dair konular, cümleler içermekte ki muazzam. Farklı iki yerde yaşanıyor olaylar. Ama karakterler aynı; hatta birden fazla. Kişinin farklı yerlerde bulunması. Metaforun dibine vurmuş resmen.

    Olaylar bir berber dükkanında başlıyor. Kaybolan bir berber başka bir berber dükkanında traş olacakken bir anda koltuktan kalkıyor ve olaylar başlıyor. Başka bir yerde o berber kayboluyor. Sonra onu arayan da kayboluyor. Oldukça gizemli ve gerilimi yüksek. Çok zor bir roman arkadaşlar. İnsan kendi içinde kayboluyor. Yani belli başlı bir kalıba sokulamayacak türde. Bence çok büyük bir psikolojik eser. Olaylar bakımından en sonda konuların birleşmesi ve sonundaki sürpriz ise çok çok güzel.

    Okuduktan sonra filmi izlerseniz ki “mutlaka” izleyin. Filmin kadrosu da muazzam. Selçuk Yöntem, Aydemir Akbaş, Ahmet Mümtaz Taylan, Hakan Karahan ve Altan Erkekli. Hadi linki de buraya koyayım. https://tr.wikipedia.org/...C3%B6lgesizler_(film) Hem romanı daha iyi kafanızda oturtmuş olacaksınız hem de kayboluşları ve o gerilimi, acıyı bir kez daha tadacaksınız. Kendinizi sorgulatacak bir eser. Dinç kafayla okumanız tavsiyemdir. Yorucu ve sıkıcı olabilir, sizi açmamış da olabilir ama bırakmayın romanı ve filmini mutlaka izleyin.

    Dipnot: 1994 Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık olmuştur.

    Az mıyım, çok muyum ?
    Var mıyım, yok muyum ?
    Ben neyim ?
    Masal mıyım , gerçek miyim ?
    Geçimsizim bugünlerde,
    Kimsesizim bu yerlerde,
    Değersizim bu ellerde,
    Çaresizim doğduğum yerde.
    “Gölgesizim” her gün her yerde…