• 135 syf.
    ·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Öncelikle hepinizin bayramı mübarek olsun. Mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlara. Ve işte hazır bayram gelmişken şekersiz olmaz dedim ve bir bayram şekeri ile geldim. Bu yorucu ve zor zamanlarda cocukları sevindirmeye niyetlenmişken onlara güzel kitaplar hediye edelim. Bende tam bugüne özel böyle bir kitap önerisi yapmak istedim. Konusu; sevimli minik ejderhamız öfkesine hakim olamayıp sürekli çevresine zarar verir. Arkadaşları ve ailesi bu sevimli ejderhanın öfkesini kontrol etmesine yardım eder ve öfke ateşini el ele vererek söndürürler.
    .
    Aslında öfkelenmek mutlu olmak gibi o kadar doğal bir duygu ki nedense öfkenlendikten sonra yaptıklarımızdan dolayı hep kötü olduğunu düşünürür ve sonrasında hep bir suçlu hissederiz. Ama aksine öfke kendimizi ifade ettiğimiz yollardan biri. Özellikle kendini yeni tanıyan, kişilikleri yeni oluşan miniklerimiz için çok normal bir duygu öfke, bize düşen onun öfkesini kendine ve çevresine zarar vermeden göstermesine, bu duyguyu yaşamasına ve kontrol etmesine yardımcı olmak. Kitabımız sevimli ejderhamız üzerinden öfkesine hakim olamayan çocuklarımıza yaklaşmanın doğru yolunu gösteriyor ve 8 yaş üzerine uygun. Farklı konusu ile çocukların ilgisini çekecek türden. Resimli oluşu da dikkatlerini okudukları hikayeye yoğunlaştırmaları açısından çok faydalı. Hadi bu bayram sevdiklerimize, özelikle çocuklara bir kitap hediye edelim.
    .
    Huzurlu, kitaplı günler ve iyi bayramlar.⚘
    .
  • ONA NİNNİ SÖYLE BÜYÜ

    Aykırıdır asidir düşünceler
    itaate başkaldırır
    dizeler
    yazarsın ölürsün
    okursun ölürsün…
    Ruhun bir güvercindir
    artık
    gülmelerinin ardına
    saklanan çocuğa
    yazılmıştır
    ölüm fermanı.
    Onlar bilerek
    öldürüyordur
    ve bilmeden ölüyordur
    çocuk...
    Vesikalık fotoğraflarda
    saklanan gülmeler
    yıllanmış sandık lekesi gibi
    sarardıkça
    unutuluyordur...
    Bundandır tüm vesikalık
    fotoğrafların
    kimsesizliği...

    Kan gölünde yatan
    umutlar her yana
    savrulur
    kimseler görmez
    görenlerin gözleri ölür
    bir ses umuda dair
    kan gölünde ses ölür
    celladındır sana yön
    veren
    önce çağlayan nehrin
    kurur
    içine akan güneşin
    kırılır
    soğuktur geceler
    gündüzler ölür...

    Bayramlar yok artık
    çocuklara bayram şekeri
    yemek haram
    bayramlık kıyafetlerimiz
    solgun
    damatlık ve gelinlik
    yerine kefenlere sarılı
    bedenler…
    Ve entarilerimde ki
    çiçekler tek tek soldular
    mutlu uykular yalan
    ha cellat geldi, ha kapıyı
    çalacak
    uyanmaktır doğru olan…”

    Zeytin dalını aparıp uçan
    güvercin
    kanadını mı kırdılar
    ne zeytin kalmış geriye
    ne de dalı
    gel saklan yüreğimin
    ortasına
    şimdi bir çocuk büyütür
    kucağında zeytin ağacı

    Köklerini toprağına
    salmış zeytin ağacı
    keder mi düştü yaprağına
    köklerinde yatan çocuk
    can veriyor dallarına...
    O bir çocuk
    annesinden emanet
    tanığım kederine
    tanığım vesikalık
    fotoğrafın kimsesizliğine
    Ona ninni söyle büyü
    Ona ninni söyle büyü...

    AYÇA ÖZTORUN
  • Hayatımın en mutlu, en güzel günleri olduğunun farkında olmadığım ve hızla geçen o bayramlar.
    Sanki üzerinden 50 yıl geçmiş.
    Hepi topu 20-25 yıl öncesi.
    Ne kadar çabuk değişmiş, ne kadar hızlı yozlaşmışız farkında mısınız?
    Şimdi bayramlar ne kadar uzak, ne kadar soğuk, ne kadar sıkıcı.
    Sadece memleket değil, bayramlar da "yeni" artık.
    Gösterişin, riyakarlığın, samimiyetsizliğin bayramları artık kutlanan.
  • 303 syf.
    ·7 günde·Puan vermedi
    #Mayısyorum2021
    #Albert Camus
    #Veba(303 sayfa)

    Birisi balkondaki okuma koltuguma el koymus.Kitapla da müthiş uyum sağladılar,renkler aynı ya

    Evet,aslında iki günde okuyup bitirebilecegim kısalıkta olmasına ragmen ağır aksak beş günde ancak okuyabildim kitabı.İs yoğunluğu bayram telası derken cok zaman ayıramadiğım doğrudur.

    Gelelim kitabımıza;
    Eminim ki özellikle bu pandemi döneminde kitabi okumayan kalmamistir.Ben de karantina furyasına uyayım dedim

    Hikayemiz Cezayir' in Oran adında bir ilinde,bir anda farelerin ölmeye başlamasıyla başlıyor.İlk basta cok önemsiz bir durummuş gibi karsılansa da,apartmanlarda ölü fareleri toplamakla meşgul olmak zorunda kalan kapıcılar,sehrin yoksul mahallelerinde yaşayan insanlar( muhtemelen oralarda daha cok fare vardi) birer birer benzer sikayetlerle hastaneye başvurmaya baslar.Kısa süre de ölümler yaşanır.
    Önce basit bir durum olarak algılanan,sonra halkı korkutmamak icin gizlenen,ölüm oranlarında ciddi artışlar meydana gelmeye başlayınca da durumu kabullenip halkı bir dizi önlem alarak korumaya calısan bir devlet eminim sizlere de cok tanıdık geliyordur.
    Veba hızla yayılmaya devam ederken,gece gündüz careler arayan,hastadan hastaya kosan doktorları kitabımızda Dr.Rieux temsil ediyor.
    Bunun yanında durumu fırsata ceviren karaborsacılar,şehrin kapalı kapılarının ardına kaçmaya calısanlar ve bu işlere bakan rüsvet fırsatcıları.
    Tanrı size yardım eder diye bas bas bağıran din adamları,bunun yanında canını disine takarak yardım kolları olusturan gönüllüler.
    Bir hastalığın,esir ettigi bir toplumda insan davranısları üzerine mükemmel bir anlatım.
    Ben cok begenerek okudum.Hala okumayan varsa ,kesinlikle tavsiye ediyorum.Okumalısınız.

    Doğal olan mikroptur.Gerisi,sağlık,dürüstlük,saflık;bunlar iradenin,hiç susmaması geteken bir iradenin bir sonucudur diyebiliriz.Dürüst insan,kimseye mikrop bulaştırmayan insan,en az dalgınlık yapandır.Ve hiç dalgınlık yapmamak için irade ve çelik gibi gergin olmak gerekir.

    Kitapla kalın dostlar,mutlu bayramlar
  • 304 syf.
    ·4 günde
    Bir kitapla 20 yıl geçmişe mı gitmek? Kesinlikle doğru kitabı okuyorsunuz. Eskiden herşey ne kadar güzeldi. Bir başka olurdu sokakta oynanan oyunlar, mektuplar daha bir aşkla yazılırdı bayramlar mesela bambaşka kokardı bayramlarda süslenmiş küçük ama mutlu evler. Zaman ilerledikçe dünya değiştikçe samimi duyguların, telaşların yerini soğuk ama sözde hayat kurtaran, zamandan tasarruf eden teknoloji almaya basladi. Hissizlesti dünya, Hissizlesti insanlar. Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu, anda kalabilmenin ne derece onemli olduğunu masum bir kız çocuğu vesilesiyle, muhteşem bir hayal gücü deryasında okuyucuya sununan yazar bizlere adeta göz açıp kapama suresinde farlı bir evrene götürerek harika bir hayat dersi veriyor.Yazar demiş ki bu kitabın son sözünde:
    "Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım, çünkü biri de bana böyle anlattı.
    Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim."
    Bence bu kitaptaki,insanların zamanlarını çalan , modern hayatta insanları "sanal sosyal kalabalıkta " yalnızlığa sürükleyen duman adamlar ellerinde birer akıllı telefon ile içimize yerleştiler!
    Yani evet bu akıllı telefonlar yokken yazılan bu hikaye, gerçekten de yaşandı yaşanıyor...
    Rengarenk bir ruyadan uyanmış gibi Hossediyroum. Teşekkrüler momo. Gerçek hayatta da bizi kurtarabilseydin keske🕊
  • mutlu iyi bayramlar🌼🌼