• Ne istediğini bilmeyen bir kişinin önüne dünyaları koysan da başarılı ve mutlu olma şansı asla yoktur.
  • "Neyin en iyi olduğunu kim söyleyebilir? İşte sırf bu nedenle, mutlu olma şansı nerede karşınıza çıkarsa çıksın, başkalarını hiç umursamadan yakalayın onu. Zamanla anladım ki, böyle bir şans hayatta iki üç defadan fazla çalmıyor kapımızı ve eğer onu elimizden kaçırırsak ömür boyu pişmanlığa  mahkum oluyoruz."
  • Biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü
    üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü.
    Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir
    insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere
    ağladık, kuşların yasını tuttuk...
    Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
    karşısında bizi zayıf yaptı.
    Aslında ne güzel şeydir insanın insana
    yanması sevgili...
    Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
    üzülebilmek ve çare aramak.
    Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep
    yandım.
    Yaşamak ne güzeldir be sevgili...
    Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek...
    Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın...

    Yılmaz Güney
  • Eğer gerçekten mutlu olma şansın varsa, bedeli ne olursa olsun bu şansı kaçırmamalısın...
  • Teyzem çok güzel bir kadındı halen de çok güzel. Allah çirkin şansı versin tabirinin ne olduğunu teyzemin başına gelenlere şahit oldukça çok daha iyi anladım. Yurt dışında yaşıyordu teyzem, orada pasta imalathanesi kurduğundan iş yerini düzene koyana kadar 10 yaşındaki oğluna bakmaları için Türkiye’ye babaannesinin yanına yolladı. Yolladıktan birkaç gün sonra da ikinci çocuğuna hamile olduğunu öğrendi. Aradan geçti üç ay, Türkiye’ye yolldığı oğlunun rahatsızlarak öldüğü haberini aldı, ben de çocuktum o sıralar, hastalığı neydi nasıl hemen vefat etti dendi bir türlü kavrayamamıştım. Teyzemler, Almanya’dan annemler de Kayseri’den cenaze evinde buluştular. Cenaze defni bitince aniden rahatsızlanır teyzem ve üzüntüden karnındaki bebeğini de kaybeder. Hayat devam ediyor kayıplarıyla sancılarıyla. Döndü eşi ile tekrar yurtdışına. Seneler geçti bir daha evlat sahibi olamadı. Tıbben mümkün hiçbir sıkıntı yok dense de anne olma şansına hiç erişemedi. Yine de hayattan anne olmak aşkından vazgeçemedeği için Allah nasip etmese de evlatlık alırız dedi ve oğlunu kaybettiği yaşta tam da 10 yaşında bir kız çocuğunu evlatlık aldı. Çocuklarına veremediği annelik sevgisinin tamamını bu kızcağıza verdi, bir an bile gözünün önünden ayırmadan kimselere güvenip emanet edemeden büyüttü. Taa ki kız yirmili yaşlara gelene kadar kızın annesi idi. Ne mi oldu ? Hani dertler bitti hayatım düzene girdi artık gerisi sağlık afiyet denecek yıllar geldi zannedersiniz ya öyle olmuyor. Hayat kartlarını bir seferde açmıyor. Tam joker benim elimde şanslıyım derken bakıyorsunuz ki elinizdeki joker bazen asıl felaketinizin sebebi oluyor. Ne mi oluyor demiştik? Evlatlık alınan kızın, teyzem senelerdir aynı hayatı paylaştığı eşi ile ilişkisinin olduğunu hatta bu ilişki sonucu hamile kaldığını öğreniyor. Detaylara çok fazla girmek istemiyorum. Boşanma süreci, teyzemin evinden ayrılarak Türkiye’ye yanımıza gelişi ve yaralarını sarmak için bize sığınması çok daha farklı bir süreç ve başka bir zaman diliminde anlatılmalı diye düşünüyorum.
    Niye mi anlattım bunları? Kitap ile ne ilgisi mi var? Biraz kitaptan bahsedince eminim ki anlaşılacaktır vurgulamak istediğim nokta.
    ‘’ Afife Jale’yi sahnede gördüğümde, avradımı şanoda görmüş kadar fena oluyorum. Hepinizi mahvederim.’’ Tehditleri altında çıktığı sahnelerden polis zoruyla indirilip hakkında müslüman kadını sahneye çıkamaz yasağını çiğnedin diye işlem yapılan Afife Jale kimdir? Tiyatro sahnesine çıkan ilk müslüman kadın olarak tanınması dışında neler yaşamıştır?
    Kültürlü, vatansever ve çocuklarına anlayışlı müşfik bir dede Doktor Sait Paşa’nın torunu, ben tiyatrocu olamazsam ölürüm dediğinde babasının kızını da al evimi terk et ,ben çatımın altında oyuncu bir kadın istemiyorum diyen kocasını terk edecek kadar kızına düşkün Mehdiye Hanımın kızı. Jale takma ismiyle tiyatro uyuncusu sınavlarını kazanan ve Jale’yi sahne ismi olarak devam ettiren Afife Jale.
    Ahh be Afife Jale, keşke Afife ile Afife Jale olmak arasındaki hayatının dengesini kurabilseydin. İşgalden kurtulma mücadelesi veren ülkede bağnaz zihniyetleri umursamayarak gösterdiğin sahneye çıkma cesaretini, Cahide Sonku, Bedia Muvahhit’ in başarıları karşısında yılmayarak sanattan vazgeçmeyerek gösterseydin.

    ‘’Bir bahar akşamı rastladım size. Sevinçli bir telaş içindeydiniz. Derinden bakınca gözlerinize. Neden başınızı öne eğdiniz’’ heyecanını bestelerine yansıtan Selahattin Pınar’a evlendikten sonra ‘’ Bak sevgilim, ben mutsuz olmak için yaratılmış bir kadınım. Seni de mutsuz ederim.’’ Diyerek ‘’ Nereden sevdim o zâlim kadını. Bana zehr etti hayâtın tadını. Sormayın söylemem asla adını. Bana zehr etti hayâtın tadını’’ bestesine sebep olmasaydın.
    Farklı kaynaklarda uyuşturucu bağımlısı olduğun için eczacı ile ilşkinin Selahattin Pınar tarafından öğrenilmesi üzerine bu utancı taşıyamadığından boşanmak istediğin anlatılsa da bu kitapta uyuşturucu bağımlısı olmanın nedeni, eşinin sana yardımcı olmak için nasıl çırpındığı çok daha farklı anlatılıyor. Merak edenler okusun diye ayrıntıya girmeyeceğim.
    Darülacezede öldü demesinler diye bir akıl hastanesinde geçirilen yıllar ve cenazede tabutu taşımak için çevreden bulunan dördüncü bir adam ile sona eren kısacık bir hayat öyküsü.
    Teyzem ile bağlantısına gelirsek, belki sanatkar değildi teyzem, idealleri yaşadığı hayat zorlukları Afife jale ile aynı da değildi, teyzemin adına verilen herhangi bir sanat ödülü yok, internette aradığınız zaman hakkında bilgi de. Ama çocuklarını kaybedince yılmadı, fiziki olarak elde edemediği anneliği evlatlık alarak tüm duyguları ile yaptı. Kayıplarında, hayatın attığı her tokat sonrasında uyuşturucuya sığınmadı, nefes almaya devam etti. Yaşamdan bıkmadı, sevdiklerinden ise hiç vazgeçmedi.
    Keşkeler in dahil olduğu cümleleri sevmiyorum ama keşke kendini sevseydin be Afife Jale. Hakettiğin yeri kendi kendine kaybettiğini görerek, hayatının tek rolünü mutlu olabilmeyi oynasaydın da huzur içerisinde dünya sahnesine veda edebilseydin. Mekanın cennet olsun.
    Senin ve teyzem için bir şarkı bırakıyorum buraya dinlerken okumak isteyenler adına. https://www.youtube.com/watch?v=HDIBU25z6X4
    Keyifli okumalar .
  • Annelik; çocuğunu hayatı hazırlamak değildir. Onun hayata hazır olmasını sağlamaktır. Ne istediğini bilmeyen tam anlamıyla bir birey olmamış çocuğun gelecekte hangi mesleği yaparsa yapsın mutlu olma şansı yok, başarılı olma şansı da yok.