Bugün sevgi ile bir gönderi gördüm. Bunda da ölçüsüzdüm. Ve sevgi en kutsal duygu. Üzerinde çok çalışmıştım: saflaştırmak ve güzelleştirmek için.
Her şeyin seviye seviye olduğu yerde sevgiyi ya da
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az
Zamanın birinde iki tane kız kardeş varmış, nasıl akıllılarmış anlatamam. Etraflarındaki ve okuldaki tüm bilgiler bile onlara yetmez olmuş. Bir gün, anneleri onları dağdaki gözleri görmeyen bilge adama götürmeye karar vermiş.
Kızlar, bilge adamla karşılaşınca ona sorular sormaya başlamışlar. Bilge adam bütün soruları doğru cevaplamış. Kızlar çok sevinmişler ve annelerinden eğitimleri için bir süreliğine izin isteyerek bilge adamın yanında kalmışlar.
Sordukları soruların hepsinin cevabı doğruymuş. Bir süre çok mutlu olmuşlar ama sonra sıkılmaya başlamışlar. "Bilgenin bilemeyeceği bir soru bulmamız lazım" diye düşünmüşler.
Kızlardan biri, bir gün "Buldum!" diye sevinmiş. "İki elimin arasına bir kelebek koyacağım ve bilge adama soracağım, 'Avcumun içinde bir kelebek var. Canlı mı, ölü mü? Ölü derse kelebeği bırakacağım. Canlı derse avcumu hafifçe bastıracağım. Her ne derse cevabı bilemeyecek."
Kızlardan biri kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatmış.
(Şimdi lütfen siz de yapın. Avuçlarınız birbirine bakacak şekilde ellerinizi birleştirin ve uzatın. Ben açın deyinceye kadar da açmayın.)
Ve sormuş:
"Avcumun içinde bir kelebek var, canlı mı ölü mü?"
Bilge adam cevap vermeden önce uzun süre kızın gözlerine bakmış, bakmış ve cevaplamış:
"Senin ellerinde kızım. Senin ellerinde..." Şimdi bakın hayatınıza ve mutluluğunuza...
Nerede mi?
Açın şimdi avcunuzu...
Sizin ellerinizde, tam avunuzun içinde.
Bir Portekiz atasözü der ki: "Yaşadıkça yaşlanmazsınız, yaşamadıkça yaşlanırsınız."