Fatih, yaptırdığı ve vakfettiği medreselerde kendisi için bir hücre ayırmak isteyince, hocalar "imtihan ederiz. Eğer başarırsan bir oda veririz" dediler. Fatih, imtihan oldu ve öyle bir hücre sahibi oldu. Hocalar, bu hücreyi istemeğe, Fatih'in ilim aşkının sebep olduğunu ve onun, bilgisiyle, çalışmasıyla buna lâyık bulunduğunu bilmez değillerdi elbet. Ama, kötü bir örnek olmasından korkup imtihansız bir hücre vermediler ona. Bir yol açılmasından korktular. Verselerdi, daha sonra, aklına esen padişah, vezir, bey gelecek, bir oda işgal edecek, daha sonra da istediğine verecek, medrese de iç hürriyetini yitirecek, giderek de yozlaşacaktı. Fatih için konan bu kural ve benzeri kurallar, uzun süre tasalluttan, müdaheleden korudu medreseyi. En son durumda bile, zaman zaman nice onurlu olduğunu gösterdi o. Tanzimat'tan sonraki üniversitede ise, bu kişilikten eser kalmadı. Zaman zaman o formasyona yaklaştığı anda da, 1968 talebe olaylarında olduğu gibi, universite, kışkırtıcılıklara karıştırıldı, allak bullak edildi.