Fakat Türkiye'de "ben çok laikim" diyen insanların da eğer kimliklerinde hassasiyet gösteriyorlarsa- kendi kimliklerini dışa vurmada hangi özelliklerin altını çizmek zorunda olduklarını onlara sorduğunuzda, aldığınız cevapların İslâmî özellikler taşıdığını fark edersiniz. Ayrıca tarihimizde çok garip bir biçimde yaşanmış bir durum: Bütün Batılılaşma etkinliklerimizin, Batılılaşma yönünde atılan adımlarımızın her zaman İslâmî bir gerekçesi olmuştur. Yani daha Müslümanca olanı budur deyip Batı tarzı bir kurumu ya da yaklaşımı benimsemişizdir. En son örneği hilafetin kaldırılmasında görülmüştür, görünürdeki hilafetin mânâsı mecliste mündemiç olmak üzere kaldırıldığı söylenmiştir. Yani Hilafet reddedilmiş değildir. Hilafet "ameliore" edilmiştir, daha uygun bir yere tahsis edilmiş ya da tebdil edilmiştir.
Sayfa 40 - Tiyo Yayınları