Kan izi demire bile işler ve asla çıkmaz. Şehit kanının izini ise, dünyanın hiçbir zımparası çıkaramaz. Dünya kâğıdı bu yazıyı ölünceye kadar taşıyacaktır.
Ordusuz savaş, başsız ordu, sabırsız zafer olmaz. Cihad, bütün dallarıyla oluşmadan, ışığa çıkmaz. Ormanı ürperten aslanın bir görünüp kükremesi için yıllar ister.
İslâm inancı yavaş yavaş tutuşan bir Hendek savaşının ilk kımıldanışları içindedir. Bu kez Bedir en önce değil, en sonra gelecektir. Her yandan tam bir düşman hendeğiyle çevrili bulunuyoruz. Onlara göre, bu son imha savaşıdır. Bize göreyse, varlığımızı artık bir daha inkâr edemeyecekleri kadar net bir hale getireceğimiz bir ispat savaşıdır. Bedir bir tez, Uhut bir antitez, Hendek ise sentezdi. Başlangıcın diyalektiği elbet böyle olacaktı. Şimdi sonun diyalektiğinde antitezin saldırısı (Uhut serileri), sentezin yani varlığımızın savunması (Hendek serileri ki şimdi o dönemdeyiz), sonunda da tezin zaferi (Bedir'in dirilişi) gelecektir. Rövanş, Bedir'indir ki, ondan sonra zafer ebedî olsun.
Birkaç yüzyıldır Uhut modeli savaşlar veriyoruz. Savaşlarımız, çok kısa süreli ihlaslarımıza karşı bir Bedir görünüşünü alıyorlarsa da, hemen arkasından, Uhut'un kalın bir lav örtüsü gelip onu kaplıyor.