Hani genç adamın parmaklarını kırarcasına yumruğunu sıkıp da:
"Hayır! Ben bir anda vurulduğuma değil, yüzünü görmeden özüne vurulduğum kadına gideceğim..." dediği bir hikayem var aslında. Aylarca ve malesef yıllarca sorgulayıp durdum. Kader bunun neresinde? Yanlış soru doğru yola çıkmıyor hiç bir şekilde. Biz kaderin neresindeyiz?
-Şöyle bir cümle okudum: Hoca camide vaaz verirken demiş ki; iki aşıktan biri vazgeçerse diğeri vazgeçmiyorsa Allah onları tekrar barıştıracak. Eğer tanısaydım o hocayı kesinlikle sormak isterdim: "Ya ikimiz de vazgeçemiyorsak hocam?"
Herkes ilk sahur ilk iftar heyecanını, ya ailesiyle ya da sevdikleri ile yaşıyorken, ben yine yalnız başıma bir sofrada oturacağım. Belki soframda ne sıcak bir sohbet, ne sıcak bir anne yemeği ne de dualarla hazırlanmış, aşk kokan bir sofram olacak.
Sadece bir tabak yemek, içimde yalnızlığın burukluğu ve çokça özlem...