küçük prens:
-seni ehlileştirmek için, ne yapmalıyım? diye sordu.
-sabırlı olmalısın, önce çayırda benden biraz ötede otur. ben seni yandan şöyle bir süzüveririm. sen de bir şey söylemezsin. konuşmak bir çok anlaşmazlıklara yol açar. her gün biraz daha yakın oturursun bana...
sonra düşündü: "ben dünyada eşi olmayan biricik bir çiçeğim var bilir, kendimi zengin sayardım. oysaki her gül gibi bir gülüm varmış. bu çiçek ve dizime gelen üç yanardağımla -biri de belki büsbütün sönmüştür- ben hiç de büyük bir prens değilmişim..." dedi ve çayırda uzanarak ağladı.
küçük prens taşın üstüne oturdu, gözlerini göğe dikerek:
acaba, dedi, herkes geldiği gezegene bir gün dönebilsin diye mi, yıldızlar parlıyor? bak benim gezegenime. tam tepemizde duruyor... ama ne uzak!