• 408 syf.
    ·4 günde·5/10 puan
    •Konusu itibariyle beni bir türlü kendine çekemeyen,boool betimlemeli bir kitapla geldim.Açık konuşmak gerekirse okurken birazcık sıkıldım,bazı satırları okurken odaklanamadım.Gerek konusu gerek anlatım biçimi olarak bolca betimlemeye yer vermesi nedeniyle benim tarzıma uygun olmadı bu sefer.Bu naçizane fikrim elbette. Hiçbir dünya klasiğini -büyük emeği- kötü diye nitelendirmek haddim olamaz.Yorumum sizleri böyle bir algıya yöneltmesin lütfen.Tarz olarak uyuşamadık diyeyim.

    •Emma; ne istediğini bir türlü bilemeyen baş kahramanımız,beni en çok yoran karakter oldu.Hiçbir şekilde Emma Bovary ile empati kuramadım,anlayamadım hislerini.Charles’ın ise nasıl bu kadar kör olabildiğini hatta durumlar ortaya çıktığında dahi kör gibi davranmaya nasıl devam edebildiğini anlayamadım.

    •Charles ve Emma’nın evlilik hayatını gözlemliyoruz.Bu serüvende saflığı,körü körüne bağlılığı,hırsı ve bencilliği tadıyor,Emma’nın Charles’ı maddi manevi bitirişini izliyoruz.

    •Ayrıca,1857’de yayımlanan bu kitap ahlak ve dine aykırılık nedeniyle yargıç önüne çıkarılmış.Trajikomik bir durum olduğunu düşünüyorum.19.yy.da edebiyat neler çekmiş değil mi?

    •Keyifli okumalar
  • 83 syf.
    ·8/10 puan
    Üstümüzü kaplasa da söcüklerin dalgaları, ebediyyen derinliğimiz suskundur. Bu kitabı ikinci okuyuşum ve şuna kanaat getirdim; Cibran'ın kitaplarını kaç kez okursanız okuyun ,her okuduğunuzda sizlere ayrı pencereden bakmayı öğretiyor ,düşündürüyor Acaba diyorsunuz burada bunu mu kastetmiş .Kitap çok kalın değil lakin içindekilerin derinliği ...İçinden örnek verecek olursam
    " Evinizin doğu duvarında yeni bir pencere açmanın ne sıkıntısı olabilir" Burada basit düşünmemek gerek. Evet ,diyor Cibran Batıyı örnek aldınız alacağınız kadar Doğuya da bir pencere açın oradaki güzellikleri görün, unutmayın (Naçizane yorumum )Dediğim gibi her cümle yoruma açık ve üzerine saatlerce konuşulabilir Ben sizi kitapla baş başa bırakayım o anlatsın .
    Saygılar :)
  • 472 syf.
    ·15 günde·Beğendi·8/10 puan
    Dikkat: Çok ciddi spoiler içerir !

    Ah Ayfer Tunç ! Aşk olsun sana.

    Acısı bu kadar çok içimi dağlayan bir kadın daha olabilir mi şu yakın zamanda okuduğum veya okuyacağım kitaplar içerisinde acaba ? Canım Şebnem, belki hayat sana birazcık torpil geçseydi herşey daha farklı olabilirdi. Belki sevdiğin adam elini tutsaydı tüm cesaretiyle, kendi bencilliğini bir kenara bırakarak hayat o zaman biraz daha yaşanabilir kalırdı senin için.

    Kitabın son cümlesini okuyup kapattığımdan beri içimde bir uhde, “ Osman’a ne oldu? “ diyor susmadan. Sanırım onu da serinin üçüncü kitabı olan “Osman” da okuyacağız.

    Yazarın dil ve anlatımına baktığım zaman, evet günümüz Türkçesiyle yazılmış bir dil ancak fazla betimlemenin olması ve uzun uzun kurulan cümleler başta beni rahatsız etmiş olsa da sonradan üzerinde uzun uzun düşünmeme ve tekrar tekrar okuyup “ ne güzel söylemişsin be Şebnem” dememe sebep olmuştur. Bir anda alışamıyorsunuz Ayfer Tunç’un diline. En az 200 sayfa kadar içerledim, içime sindirmeye çalıştım. Ama özümsedikten sonra derin düşünceler barındıran, günümüz olaylarını eleştiren, herkesin kendinden bir parça bulduğu, bir anlam kattığı onlarca cümlesinin olduğunu idrak ettim.

    Alınır mı? Kesinlikle alınır.
    Okunur mu ? Kesinlikle okunur.
    Hayatıma birşeyler katar mı bu kitap?
    Kesinlikle katar, kendinden bir parça bulana.
    Şükretmeyi öğretir yolunda gitmiyor diye düşündüğü hayattan daha beterlerini gördükçe insana.
    Bir de kızarsınız Şebnem’e bol bol. Osman’a ağzınıza gelen tüm kötü sözleri sayarsınız. Annesine kızarsınız bir kızına sahip çıkamayıp hayatını alt üst etti diye. Babasına kızarsınız, belki saçlarını okşayabilseydin kızının birlikte çok daha güçlü bağlanabilirdiniz hayata diye. En çokta Ali’ye kızarsınız. Keşke bırakıp gitmeseydin Şebnem’i de tutunacak tek dalı olsaydın diye!

    İşte böyle derin duygular içinde gidip geldiğim güzel bir kitaptı ‘Yeşil Peri Gecesi’ Ayfer TUNÇ’un kalemiyle tanışmama vesile olmuştur. Sanırım biraz daha merak edip okuyacağım kitaplarını sevgili TUNÇ’un

    GRUBUMUZLA YAPTIĞIMIZ KİTAP ANALİZİ SONRASINDA İNCELEMEME EKLEMEK İSTEDİĞİM UZUN UZUN CÜMLELER VAR.

    Kitap özeti: Yeşil Peri gecesi kitabı, Şebnem isimli bir kadının babasının yaşadığı iş kazası sonucu hayatının değişmesiyle başından geçenleri anlatıyor. Şebnem, çok güzel çok mutlu bir aileye sahipken birgün babası büyük bir iş kazası geçiriyor ve bunun sonucunda bakıma muhtaç hale gelince annesi babasını aldatmaya başlıyor. Bunlara tanık olan Şebnem önce annesini sonra da hayatında onun çöküşüne sebep olanları cezalandırmak için kendisini bir bataklığın içine çekiyor ve günden güne daha kötü olaylar silsilesinin içinde buluyor kendini. Babasının kaza geçirmesi sonucunda annesi hastanede babasına bakarken Şebnem’i babanesine götürüyorlar. Orada bakılan Şebnem, annesi hiç sevilmediği için türlü eziyetlere maruz kalıyor. Bardağı taşıran son damla ise Şebnem’in saçlarının kısacık kesilip kaynar derecede sularla vücudunun yıkanması ile başlıyor. Babanesinin evinden kaçan Şebnem kendi evlerine gittiğinde annesi ve amcasını aynı yatak odasında yakalıyor. Bunun üzerine birçok kötü olay yaşamaya başlıyor. Önce komşusu ve çok sevdiği vatuşla yaşıyor. Sonra babası hastaneden çıkınca ailecek aynı evde yaşamaya devam ediyorlar ancak hem Şebnem annesinden nefret ediyor hem de babasıyla annesi artık evlilik hayatını sürdürmeyip ayrı odalarda kalıyorlar. Babası annesini bir gece nöbette sanarken aslında başka bir adamla birlikte olduğunu öğrendiğinde Şebnem’in gözleri önünde öldüresiye dövüp evden gönderiyor. Sonrasında içine kapanan babası Şebnem’i iyice yalnızlaştırıyor ve bunun üzerine Şebnem çok büyük hatalar yapmaya başlıyor. Bu dönemde bir de üstüne erkek arkadaşı Ali onu terkedip yurt dışına gidince Şebnem iyiden iyiye ipini koparıyor. Önce annesinin kocasının evinde yaşamaya başlıyor, oradan kovulup yatılı okula yerleştiriliyor. Oradan da kovuluyor. Mezun olamayıp bir porno dergisine çıplak pozlar veriyor. Üstüne Osman ile evleniyor. Osman ile olan evliliği de umduğu gibi gitmiyor ve Osman’ın onu başka adamlara peşkeş çekmesinden sonra iyice ona da sinirleniyor. Ondan da intikam almak için intikam planları kuruyor. Osman’ın erkek kardeşi Teoman’ın evleneceği kızın İstanbul Emniyet müdürü akrabası Şebnem ile birlikte olmak istiyor. Şebnem başta onu reddedince Teoman’ın tehditleriyle mecbur kalıp berbat bir tecavüz gecesi yaşıyor. Ve bunu Osman’ın bildiğini de anlayınca onu da cezalandırmak istercesine bu adamla olan sex partisinin videolarını çekip internete, gazetelere sızdırıyor. Bunun sonunda çocukluk akrabası olan bir gazeteci tanıdığı Şebnem’e yardım ediyor ve onun hakkını tüm Dünyaya savunuyor. Kitabın en güzel sürprizi ise Ali ve Şebnem’in bu olaylar yoluyla tekrar yakınlaşıp birlikte bir hayat kurmaya başlamaları oluyor

    Karakter Analizleri:

    Şebnem: Kitabın ana karakteri. Tüm olayları yaşayan kişi. Şebnem aslında olduğundan çok farklı bir karakter olarak hayatına devam etmiş. Ailesinin küçük prenses kızı gibi olup yetişecekken hayata, talihsizlikler ve psikolojik buhranlar onu güçsüzleştirip çok kötü olaylara sürüklemiş. O yüzden psikolojik tedavi alsaydı kesinlikle Şebnem farklı bir karakter olabilirdi.
    Ali: Şebnem’i sevmekten ve bir kadına bağlanmaktan korkan bir adam. Hayatını bir insanla birlikte sorumluluk üzerine kuramayan biri. Ancak belli bir yaşa gelince olgunlaşıyor.
    Osman: Şebnem’i gerçekten seven ancak bence kendi çocukluğunda yaşadığı travmalar nedeniyle Teoman’dan hep bir adım geride duran bir karakter. Görmezden duymazdan gelmeyi tercih ediyor. Birçok işte başarılı olamadığı için aşağılık kompleksi yaşadığını düşünüyorum.
    Vatuş: Şebnem’e kol kanat geren annesi gibi ona sahip çıkan komşusu.
    Şebnem’in annesi: kesinlikle anne sıfatını haketmeyen biri benim gözümde. Birçok olayın doğrudan sebebi.
    Şebnem’in babası: acınacak halde olmayı seven, kendisini toparlayamamış, yaşadıklarının altında ezilmiş bir adam. O da kızına sahip çıkamamış. Ancak eziyet etmiş hayatı boyunca.
    Teoman: Sürekli maddi durumuyla etrafındakileri parmağında oynatmayı seven ( bence tam bir şerefsiz pislik) ki bu romanda en çok kızdığım karakterlerden biri.
    Seçkin bey: Öğrencisiyle birlikte olmayı düşünebilecek kadar karaktersiz ve adi bir öğretmen ( bu mesleği ona söylerken çok utanıyorum)

    Emniyet müdürü (Uluç Müdür Dayı)

    : parayla herkesi satın alabileceğini düşünen bir ahlaksız.

    Şebnem’in en yakın arkadaşı(Gün ) : Şebnem’in birlikte yaşadığı yeri geldiğinde tüm yanlışlarında yanında olan, yeri geldiğinde yanlışlardan caydıran kanser hastası bir kız. Ölümüne çok üzüldüm.

    Olay Örgüsü (akıcılık)

    Olay örgüsüne baktığımız zaman kitabın 3 farklı dönemi anlattığını görüyoruz. Ancak bu birbirinden farklı zamanlarda olan olaylar başlarda benim kopmamı sağlamıştı kitaptan. Bana en başında biraz genel anlatıp daha sonra zamansal olarak olayları bölse daha iyi olur gibi geldi çünkü ciddi anlamda en başta kitaba ofaklanmamı çok zorlaştırdı. Onun dışında kitabın olayları akıcı. Yazarın anlatımıyla da merak ettirmiş kendisinden. Özellikle 150-200. Sayfalardan sonrasını çok daha akıcı bir şekilde merak ederek okudum.

    4) yazım  dil ve anlatimi

    Yazarın dili günümüz Türkçesiyle uyumlu. Ancak anlatım tarzında kullandığı betimlemelerin yoğunluğu ve uzunluğu beni çok yordu. Cümle bitse diye bekledim. Belki de çok fazla tasvir sevmediğim içindir. Onun dışında anlatımı sürükleyici. Günlük hayattan sorunlara (kadına şiddet gibi/ rüşvet/ siyasi eleştiriler gibi) yer vermesi benim ilgimi çekti. Güzel analizleri var Ayfer Tunç’un Biraz fazla tekrara başvurmuş. Bu da kitabı itici yapabilir en başta ama sonradan alışılıyor

    Naçizane yorumum bu kadar kitap hakkında. Umarım keyifle okursunuz
  • 200 syf.
    ·5/10 puan
    "İki aşka tek canda hayat veren İmam-ı Azam Ebu Hanife" ve onun imrenilesi sevdasını konu edinen bir roman.Fakat bu beşeri aşk fazlaca vurgulanmış. Okurken, ekseriyetle Fatma Hatun' a olan aşkına sürekli değinilmesinden sıkıldım açıkçası ve ilerlemekte zorlandım. Bu, eseri bir miktar gerçeklikten uzak kılıyor.Naçizane yorumum, bir Mezhep İmamını divane kılığına sokmak yakışık kalmamış.!
  • 289 syf.
    ·Puan vermedi
    Halkla iç içe olduğunuz bir mesleğiniz varsa, iletişim konusunda yeterince iyi olmadığınızı düşünüyorsanız, zorlu insanlara karşı kendinizi korumanın yollarını arıyorsanız, geçmişi temcit pilavı gibi çiğneyen insanlar tanıyorsanız Tongue Fu çok yerinde bir tercih olacaktır.

    Sözlü saldırılarla durum kaosa ilerlemeden nasıl başa çıkılabileceği hakkında teorik bilgilerlerden tutun yanlış tutumlarımızı nasıl değiştirebileceğimiz üzerine uygulamalı tavsiyelere kadar birçok şeyden oluşuyor. Günlük hayatta, iş hayatında alışkanlık haline getirdiğimiz hangi olumsuz ifadelerin bakış açımızı körelttiğinin farkına vardırıyor.

    Her bölüme özel birbirinden anlamlı alıntılarla ve yazarın, seminerleri sırasında okurların da sorduklarını soran insanlara verdiği yanıtlarla en az bir şey öğretecek. Her bölüm sonunda "Şöyle bir olay karşısında tavrın nasıl olur?" şeklinde eylem planları da mevcut.

    Kitabı okumuş olanlara ve ilgilenenler olursa diye naçizane bir yorumum daha var. Bu kitabın içindeki alıntılar daha iyi bir birey ve daha iyi bi dünya yaratmak için. Yani ortamlarda satmak için ezberlemek yerine hayatımıza yön vermeyi denemeliyiz. Böylelikle kitabı herkesin okumasına gerek kalmadan ektiğimiz iyiliği biçeriz. Son olarak, tarifini tek bir alıntıyla özetlemek istiyorum.

    "Yeni manzaralar aramak yerine yeni gözler geliştirin."
    Marcel Proust
  • 256 syf.
    ·Beğendi·8/10 puan
    Lüset Köken Fins ~~ Enginar Mevsimi
    .
    Ya ruhunu öfkeyle besleyip merhametsiz olacaksın ya da aklını peynir ekmekle yeyip basiretsiz kalacaksın. Ben bu lafa inanıp içim içimi yedim sonunda.
    .
    🗨 Nesibe Simpson başarılı bir köşe yazarı. Esi Ziya da zengin bir ailenin oğlu. Babası öldükten sonra işleri annesi ve erkek kardeşi yürütüyor, Ziya da hafta bir şirkete uğrayıp aylık maaşını alan bir adam. Ailenin karanlık isler çevrildiği anlaşılınca Ziya'nin annesi ve kardesi tutuklanmıştır fakat Ziya bu olay olmadan hemen önce karisi ile birlikte Yunanistan'a kaçmayı başarmıştır.
    .
    🗨Halit 41 yasinda Venedik'de gondol da çalışmaktadır. Nesibe'nin hazırlamak için ugrastigi yurt dışındaki göçmenlerin hayatları qdli yazi dizisinde onunla röportaj yaparak arkadaşlıkların ilerletmislerdir. Cok zorlu dönemlerden gecen ve bilmedigi bir ülkede yaşamaya çalışan Halit'in hikayesi ilgisini çeker.Ayni zamanda Nesibe ve kocası bu zorlu zamanda kağıt üzerinde bosanmislardir fakat gercekte de artık aralarındaki o eski ask tutku kalmamıştır. Bu boşluktayım zamanin meşhur ressamlarindan biri ile sanal bir ask yapmaya başlar. Bunu hem kendine yakıştıramaz hemde ona yazmadan duramaz.
    .
    🗨 Nesibe, Ziya ve Halit 'in hayatları nasil devam edecek, karşılarına daha neler çıkacak ve yaşamlarına nasil yon verecekler ? Büyük konusmayanlarin, aski tutkuyla karıştıranların, ne oldum değilde ne olacağım diyenlerin, hahati ciddiye alanların, gerekirse de hayatla ve kendisiyle dalga geçenlerin hikayesi...
    .
    Lüset Kohen Fins hocamın okuduğum ikinci kitabı ve buna da bayıldım. Diger kitabının yorumu da sayfamda. Gercekten jalemi cok sağlam. Cok birikimli biri oldugu yazım tarzından anlaşılıyor. Benim naçizane yorumum tabi ben cok beğenerek okudum ve okumanizi kesinlikle hepinize tavsiye ediyorum
    .
    Kitapla kalın
  • 248 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10 puan
    Instagram'da Zeynep Erdun sayfası sayesinde keşfettiğim bu güzel kitabı, kişisel gelişim ve hayat tecrübesi okumayı seven herkese tavsiye ederim. Kitabı 1 günde okudum ama üzerine düşünülmesi gereken çok fazla konu var. Ayrıca kapak tasarımı da beni kendine çekti, nacizane yorumum budur.
    Kitapla kalmanız temennisiyle...