İşrâk olmadan,idrâk olmaz/ İbrahim kalın
Sâd Süresi/18 [Davut a.s ile ilgili] "İşte bu yüzden,her sabah ve her akşam onunla birlikte emrimize âmâde kıldığımız dağlar da,kudret Ve ihtişamımızı dillendirdik." [ Yani o Rabbine yüksek sesle ibadet ederken,yankılanan dağlar da sesine ses katardı.] ~•°•* "Salâtü'l İşrâk" İşrak, sözlük anlamı olarak "güneşin doğması, parlaması, ışık saçması ve aydınlanması" demektir. Dini ve tasavvufi bir kavram olarak ise sabah güneşin doğuşundan kısa bir süre sonra (yaklaşık 45-50 dakika sonra) gerçekleşen vakti ve bu vakitte kılınan nafile namazı ifade eder.
Din
Bütün tembihlerin nafile olabilir
..Kendisinden hoşlanabileceğimi sanmak cüretini gösterecek kadar haddini bilmez olmasına uygun bir cezadır. “Gözlerini gerçekleri açmak çok hoşuma gidecek.” “O halde ne kadar erken yaparsanız bu işi o kadar iyi olur’ “Hayır, onunla eğlenmek hoşuma gidiyor dedim ya” “Ayrıca gerçekten ondan hoşlandığımı düşünmüyor o konuya dikkat ediyorum; ne kadar akıllıca idare ettiğimi bilmiyorsunuz. “ “Beni kendisinden hoşlanmaya ikna edeceğini farrz edebilir, bunun için hak ettiği biçimde cezalandıracağım onu.” “Dikkat edin de böyle farz etmeleri fazla sebep olmayın —-o kadar, “ dedim
Sayfa 137·Kitabı okuyor
Ey benim Ciğerdelen palankam, sen bütün ömrümün hasretiydin. Sana kavuşmak için yedi iklim dört bucakta asırlarca çalkandım, dalga vurdum duruldum, gene coştum gene duruldum, nihâyet süzme bir nur olarak geldim senin ayaklarına döküldüm. Sen de kim bilir ne zamandan beri bu en vurgun âşığını beklerdin. Seni bulunca kavuşma sevinciyle ayrılık korkusu başımda birlikte çaktı. Bildim ki vuslatın, erenlerin çile doldura doldura bir an için ulaştıkları Tanrı yakınlığı gibidir. Bir görünür bir silinir. Bu anlayışla yalnız benim değil, ecdâdımın ve benden sonra gelecek neslimin de rûhu titredi. Fakat âvâre gönlüm direniyordu: "Niçin, neden? Neden onu alakoyamazmışım? Ben onu bütün ömrümce özleyip aramadım mı? Ben bu kadar kahramanlığa mâlolan gücümle, değerimle, güzelliğimle onu hak etmedim mi?" İçimden bir seziş hafif sesle cevap veriyordu: "Nâfile dövünme, zavallı! Senin geçmiş ve gelecek ömürlerinde de nasîbin hep budur: Özlemek, kavuşmak, ayrılık."
Sayfa 222·Kitabı okuyor
Olanaksız bir arzunun ardında koşmaktadır. Sartre için insan, biraz da bu yüzden nafile bir tutkudur...
Zikrullahın Meyvesi
Yine şeyhler icma etmişlerdir ki zikrin en küçük meyvesi namazda baştan sona kadar huzurlu olmaktır. Farz veya nafile herhangi bir namazda müridin kalbine bir hatıra gelirse ona gereken çok zikre müdavim olmaktır. Çünkü anlaşılıyor ki ona "varid-i kemal zikri" daha hâsıl olmamıştır. Şeyhim Ali Havvas'ı şöyle derken işittim: "Evliyaların müritleri zikre teşvik etmesinin sebebi, ibadetlerini şer'an emredildiği üzere güzelce yapmaları içindir. Çünkü zikir kalbi cilalar. Mürit ne zaman bir arzuda bulunsa veya şehvete meyletse mutlaka ibadetlerinde bir noksanlık görülür.
Sayfa 313 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf