Sessizdi. Dalgındı. Yorgundu McLean’in bakışları. Zaman kavramı onun için fazlaca uzundu. Hatta o kadar uzundu ki kum saatine sığmamış, dolup taşmış, çöl olmuştu. Kapısız AnahtarNail Aliyev
Sandalyenin tekerlerini çevirmekten, adeta timsah derisi gibi nasır tutmuştu avuç içleri. Patlak nasırların arasına dolmuştu sandalyenin tekerlerine bulaşan siyah kir izleri. Ne kadar yıkasa da gitmiyordu avuç içlerindeki o siyahlık. Bu yüzden olsa gerek birisine selam verdiğinde elini uzatmaktan çekinirdi. Kapısız AnahtarNail Aliyev
Sırtım üşüyor, dizlerim donuyor, buz kesmiş parmaklarım asılıyor kaleme sıkı sıkıya. Yazabilsem iki satır, ısınırdı parmaklarım. Kapısız AnahtarNail Aliyev