Hayata geliş amaçlarının geleneklere uyumaktan,köyün sahibine hizmet etmekten ve aşiret önderlerinin gözüne girmekten ibaret olduğunu sanan insanlar bu üçgenin dışına çıkamıyorlardı. Daha doğrusu başka bir hayat olabileceğini düşünemiyorlardı.
Günde beş defa namaza duran, haftada bir cuma namazına gidip camiyi tıklım tıklım dolduran ve yüce kitabı ellerinden düşürmeyen bu insanların aslında Allahı ve peygamberi anlamak gibi bir dertleri olmadığını gördüğünde içi yandı.
Kur’an’ın, peygamberimizin ve onun hadislerinin gelenekleri aşıp kendisine inandığını söyleyen bir topluluğa ulaşamadığını şahit oluyordu bir öğretmen.