Aynı ülke sınırları içinde şehirden gelen bir öğretmen köyün bir sahibinin olmasını kabullenemiyorken köyde yaşayan bir adamda sahibi olmayan köyün nasıl bir yer olduğunu tahayyül edemiyordu.
Cuma günleri inançlarının gereğini yerine getirmek için camiyi tıklım tıklım dolduran erkeklerin kendi çocuklarıyla ilgili bir toplantıya gelmemeleri manidardı.
Kaliteli bir tohum kendine uygun toprağı bulamadığı zaman çürüyüp gider. Çocuklar da dünyaya ne kadar büyük bir kapasite ile gelirse gelsinler, okul yüzü göremezlerse heba olur giderler.
Şunu çok iyi biliyordum ki samimi bir iletişim kurulmadan, kalpler ısıtılmadan, gönüller hazırlanmadan bir zihinlerde merak oluşturulmadan yapılan konuşmaların ya da verilen öğütlerin çoğu boşa gidiyordu.