- Bey, nereye savuşuyorsun? - Eyvah, uyandın mı? - Ah, ne insafsızsın Bey, yine usulca sıvışacaksın.
Bir hırsız gibi kimseye görünmeden evden kaçmak istiyordu.
Reklam
Hiç unutamadığı bir gerçek vardı. Her günün geçim ihtiyacı.
"- Anne, biz bugün ne yiyeceğiz? - Ziftin pekini... Kocakarı baygın baygın geğirerek: - Ziftin pekini mi? Onu da bulamayız kızım, şimdi kim bilir okkası kaçadır?"
"Ağlama… Ağlama kimsede merhamet kalmadı. Üç dört saat dilendin, eline yetmiş para koydular. Bir tiyatro şanosu üstünde göbek atsaydın yedi yüz kuruş kazanırdın. Halkı eğlendirmeli, aldatmalı, ziyana, günâha sokmalı ki ceplerin dolsun. Efendi ahir zaman oldu... ahir zaman... şimdi günâh işlemeden kimsenin karnı doymuyor. Gazetecisi, bakkalı, çakkalı, tüccarı, bulgurcusu hep öyle yapmadılar mı? Neler vâdettiler bak sonra bizi ne hale getirdiler... Onlar alyon oldular biz dilenci... Herkes nesi para ederse onu satıyor.” ~H.R. Gürpınar, Namusla Açlık Meselesi~
Sayfa 54 - Tarih Vakfı Yurt YayınlarıKitabı okudu
Reklam
65 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.