Nasreddin Hoca'ya sormuşlar;
"Hocam, Günaydın ile Selâmün Aleyküm arasında ne fark vardır?"
Nasreddin Hoca cevaplamış;
"Günaydın, sadece hava raporudur... Havanın aydınlık olduğunu anlatır. Selâmün Aleyküm'e gelince,
Selam, Allah'ın ismidir, Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, mağfireti, meleklerin duaları, Müminlerin istiğfarları üzerinize olsun, Allah sizi Cennetine alsın demektir."

Ali Çağrı KESKİN, Hace Nasreddin Hz.'i inceledi.
10 May 13:53 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Fatih Babaoğlu' nun Beğ, Sultan, Seyid kitaplarından sonra tek başına kaleme aldığı bu eser Nasreddin Hoca Hz.' nin uydurulmuş fıkraların kahramanı olmaktan öte bir yazar olduğunun delili niteliğindedir.

, bir alıntı ekledi.
 08 May 20:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Nasreddin Hoca'nın, bacı ölürse küçük kıyamet, ben ölürsem büyük kıyamet dediği gibi her ferdin ölümü kendi için bir kıyamet demektir.

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 81)Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, Hüseyin Rahmi Gürpınar (Sayfa 81)

Nasreddin Hoca, kadılık yaparken bir gün bir ahbabı burnundan soluyarak gelmiş. Hasmı için söylemediğini bırakmamış. Sonra:

- Hocam, Allah aşkına söyle, demiş, haklı değil miyim?

Hoca ne yapsın?

- Haklısın, demiş.

Ahbabı sinirleri yatışmış olarak gitmiş. Onun hemen arkasından hasmı gelmiş. Bu defa da o başlamış atıp tutmaya, yok bana şöyle, yok böyle yaptı demeye. O da Hoca’ya sormuş:

- Haklı değil miyim?

Hoca:

- Vallahi çok haklısın, demiş.

Adam da sakinleşerek gitmiş. Tüm bunlara tanık olan Hoca’nın karısı bile bu işe şaşırmış kalmış.

- Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi. İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey olur mu?

Nasreddin Hoca hanımının yüzüne bakıp:

- Hatun, demiş,vallahi sen de haklısın!

Hiçlik makamı
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “hiç kimseyim.”
Dudak bükülüp önemsenmediğini görünce,
sormuş Hoca: “Sen kimsin?”
“Mutasarrıf”ım demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam...
“Daha sonra?..” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp “Hiiiç.” Demiş
“Daha niye kabarıyorsun be adam, demiş Hoca..
ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: Hiçlik makamındayım

Nasreddin Hoca'nın Yüzüğü

Nasreddin hoca dışarıda bir şey arıyormuş.
Komşusu ne aradığını merak etmiş. Hocaya sormuş:
- Ne arıyorsun hocam diye sormuş?
Hoca:
- Yüzüğümü kaybettim demiş.
Komşusu onu nerede düşürdüğünü sormuş:
Hoca da:
- Bodrumda düşürdüm demiş.
Komşusu:
- Ee o zaman neden kapının önünde arıyorsun, demiş.
Hoca da:
- Bodrum çok karanlık da onun için kapının önünde arıyorum, demiş.

Yunus yılmaz, bir alıntı ekledi.
09 Nis 23:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Nasılsın
Nasılsın diye sorun kendinize.
Ey kendisini kendisinin zanneden kendim,söyle hele,
Sen nasılsın?
Hinliğine sormayın ama dostluğuna....
Hoca Nasreddin merhuma nasılsın diye sormuşlarya hani.
Hinliğine soruyorsan iyiyim demiş ama dostluğuna soruyorsan anlatması çok uzun sürer.

Sermayem Yok Derdimden Başka, Serdar TuncerSermayem Yok Derdimden Başka, Serdar Tuncer
Ümit Karaca, Nah Kalkınırız'ı inceledi.
 09 Nis 00:10 · 8/10 puan

Aşık Veysel Şatıroğlu'na birçok halk ozanı ölmeden önce ziyaretine gider, onunla beraber onun türkülerini söyler, ondan feyiz alırlar. Ne var ki Aşık Veysel, kendisini ziyarete gelen hiç bir ozanın önünde ayağa kalkmaz, gelenleri oturduğu yerden selamlar hoş geldin eder, zaten gelen halk ozanlarininda Veysel'den böyle bir beklentisi yoktur. Çünkü Veysel onlar için coookktaaann Veysel olmuştur.
Gel zaman git zaman Mahsuni Şerif Veysel'i ziyarete gider; Veysel, Mahsuni Şerif' in geldiği kendisine haber edilince ayağa kalkar, onu ayakta karşılar, ayakta ona hoş geldin eder. Mahsuni Şerif gittikten sonra etrafındakiler üstata sorar; üstat bu zamana kadar seni ziyarete gelen kimsenin önünde ayağa kalkmışlığın yoktur, bu ufak tefek adamın önünde ayağa kalkmışlığın ne ola?
Veysel işte o zaman Mahsuni Şerif için dillerden dillere dolaşan cevabı verir: Bu gelen Pir Sultan Abdal'dır
O günden sonra Mahsuni Şerif'e çağın Pir Sultan'ı denir.

Aziz Nesin'in eserini okuyup bitirdikten sonra kendimce yazara çağın Nasreddin Hoca'sı demek geldi. Neden derseniz?
Onun da Nasreddin Hoca gibi mizahi yönü, hazır cevapliligi, keskin zekası ve hiç bir dinsel kisve altına girmeyişi buna net bir cevap değil midir?
Yazar dönemin carpikliligina, gidişatın yanlışlılığına, küpünü doldurup halkı sömürene en güzel cevabı güldürerek vermemiş midir? Çünkü gülmek bir eylem biçimidir, yazarında çarpık düzene karşı sergilediği en güzel ve en büyük eylemdir gülmek ve güldürmek.

Tarihe baktığınız zaman uyanış ve uyandırılışlarda hep bir taraf zarar görmüş ve kan dökülmüştür. Oysa Nesin'in uyandırmışlığı kanla değil mizahladır. Elindeki en tehlikeli silah, kalemidir.
Yazar kalemini kullanırken ayak ve koltuk altlarımızı değil, beynimizi gıdıklar. Yüzümüze bir tebessüm düştüğü gibi beynimize de kuşku ve düşünüp soru sormanın gel-gitleri düşer. Yani yazar güldürürken arkadan iş çevirmiyor, düşündürüyor ve uyandırıyor.

Ufak tefek olduğu için bu adamı küçümseye bilirsiniz belki, ama siz onun öyle ufak tefek olduğuna bakmayın işlevi büyüktür ustanın :)) uyandırma konusunda en cenap horozdan daha gür çıkar sesi. Gerçi hoş vakitsiz öten horoz muamelesi cooookkk görmüştür ama yine de vaz geçmemiştir eğriye eğri, doğruya doğru demekten.

Kitabı bitirdikten sonra Aziz Nesin'ne şu soruyu sordum:
Aziz, nesin?
O da bana şu cevabı verdi:
Ben bir mizahcıyım. Her zorluk, her acı çeken de ille de mizahçı olmaz elbet, ama bu ağır koşullar kişinin mizahçı yeteneğini geliştirir... Mizahçı , kırgınlıklarını, nefretini, kinini, öfkesini, hıncını, bilinçli bir biçimde gerçekten yıkılması gereken hedefe yöneltebilir ve mizah silahını halkın yararına kullanabilirse, bir olumlu yıkıcı olur. Mizahçı sınıfıyla özdeşleşmiş olduğundan, kendini anlatırken sınıfını anlatmış olur...

Kitaptaki her öykü çok güzeldi ama en çok "Du Bakali N'olecak" ve "İğdiş Edilmiş İnsanlar Ülkesinde Ayıp Yeri Yerinde Kalmış Biri" öyküleriydi

Bu arada Tucco Herrara'ya selam olsun Kırmızı Tuborg yoktu dolabimda incelememe Efes Fıçı eşlik etti. Hatamiz varsa affola
Keyifli okumalar...

Mecit Yıldız, bir alıntı ekledi.
08 Nis 20:17 · İnceledi

Nasreddin Hoca İngilizce anlatılır mı?

Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 284 - Bilim + Gönül Yayınları 58.Baskı)Bye Bye Türkçe, Oktay Sinanoğlu (Sayfa 284 - Bilim + Gönül Yayınları 58.Baskı)