Ne olursa olsun aşk başkalaşsa da değişmeyen mukavemeti sağlam bir kaya parçası gibi aralarında durmuş ve hiçbir yere kımıldamamıştı. Değiştiremeyeceği tek gerçek işte buydu.
Devir değişir, araçlar ve amaçlar değişir, solunan hava, yüz sürülen toprak değişir, kıymetli olansa hep aynı kalırdı. Bazen büyük karmaşanın içinde görünmez olsa da o kıymetli şeyi bulup çıkarmak, neden yaşadığını kendine bir kez daha hatırlatmak demekti.
Çünkü sabır, aşkın kardeşidir. Sevmek, insana sabretmeyi öğretir. Teslimiyetin güzelliğini kavratır. Sen icap ettiğinde bu sabrın sınavından geçebilirsen sonsuz aşk, içine kök salar.
Aşk sonsuz bir gül bahçesi olsaydı, insanoğlu önce mis kokuları arasında gezinir, sonra öyle bir an gelirdi ki onu talan eder, gülleri bir yana, dikenleri bir yana savururdu. Ne var ki aşk, dikenlerin arasında güllerin güzelliğini saklayan bilmecelerle dolu bir bahçeydi. Çözmeye niyeti, yaşamaya gücü olan bedenini yalayan dikenlerin arasına dalar, güllerin gizli kalmış güzelliğinin tadına varırdı.