Aşk sonsuz bir gül bahçesi olsaydı, insanoğlu önce mis kokuları arasında gezinir, sonra öyle bir an gelirdi ki onu talan eder, gülleri bir yana, dikenleri bir yana savururdu. Ne var ki aşk, dikenlerin arasında güllerin güzelliğini saklayan bilmecelerle dolu bir bahçeydi. Çözmeye niyeti, yaşamaya gücü olan bedenini yalayan dikenlerin arasına dalar, güllerin gizli kalmış güzelliğinin tadına varırdı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onun için aşk, kendi kimsesizliğinin üzerine geceleri insanın içini ısıtan yumuşacık bir battaniye gibi sevdiğinin kimsesizliğini örtmektir. Aşıklar birbirinin kimsesizliğiyle ısınırdı.
İşaretlerin insanı durdurmaya yetmediği nokta geri dönülmezdi. Tutku, insanın canını hiçe sayacak kadar yükseldiğinde tehlikeli bir silaha dönüşüyordu. Bu silah şimdi ikisinin de elindeydi ve kimin kimi vuracağı belli değildi.