Naz

Puan vermedi·112 syf.··
2026 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 22:45
Bu kitap biraz bir dostumla barda buluşmuş, biramızı içerken yaşadığı ilişkiyi, yalnızlığını, duygularını ve uyum çabasını konuşmak gibiydi benim için. O sohbette arkadaşını dinlerken zaman nasıl aktıysa, bu kitabı okurken de aktı gitti sayfalar ve bitti. Bir kadın, belki de hepimizin gıpta ettiği hayatı yaşayan hem oyuncu, hem müzisyen hem de ressam olan; üç katlı bahçeli evinde yaşayan bir kadın. Kirasını annesi ödemeye başlamış yazar olmaya çalışan bir adam. İlişkileri ve ardından gelen(tanıdık ve bir falda çıktığı için beklenen) bir trajedi. İçten bir anlatımla, hızla okuyacağınız güzel bir metin olmuş.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026752 okunma
Reklam
Puan vermedi·552 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 00:11
Bu kitabı bitirdikten sonra biraz yorumlara baktım ve çoğunlukla olumsuz yorumlar gördüm. Ama ben katılmıyorum, bu kitabı gerçekten çok sevdim ben. Murakami her zamanki Murakami işte. Kendi içindeki sınırsızlığıyla tam bir Murakami kitabıydı bu kitap. Üç bölümden oluşan bu kitabın ilk bölğmü aslında Murakami’nin yazı hayatının başlarında yazdığı ve bir dergide yayımlattığı öykülerinden biriymiş. Ama hep yeniden yazmak istemiş bu öyküyü çünkü ona göre bu öykü bitmemiş. Ve sonra pandemi zamanı başlamış tekrar yazmaya. Kahramanımız henüz 17 yaşındayken aşık olduğu bir kızla tanışıyor ama bu tanıştığı kız kendisinin gerçek olan değil, gerçeğinin gölgesi olduğunu söylüyor. Bu kızla mektuplaşıyor, ara ara buluşuyor ve bol bol konuşuyorlar. Konuşurlarken de genç kızın aslında yaşadığı şehirden de bahsediyorlar. Bu şehrin duvarları var ve bu şehre girmek imkansızken, çıkmakta imkansız. Ve bu şehirde yaşayan insanların gölgeleri yok. İlk defa bu kitapla birlikte gölgemi sorguladım, işe yaramadığını düşündüğüm gölgem. Aslında hayır, işe yararlılığı bir yana üzerine hiiiç düşünmediğim gölgem… Kahramanımız bir şekilde bu şehre girebiliyor ve girebilmesinin sebebi bu şehirdeki bir görevi yapabilmek için vasfının olması. İlk bölüm bu şekilde başlıyor ama ilk bölümü okuduktan sonra ikinci ve üçüncü bölümün varlığı beni cidden mutlu etti. Daha fazla okumak istedim çünkü. İkinci bölüm oldukça uzun ve bu bölümde bolca benliğimi, gerçek beni, yüreğimi sorguladım kahramanımızla birlikte(ah söylemeyi unuttum, önemli kahramanların adı belirtilmiyor romanda). Tekrarlı sorgulamalar da vardı ama her saniye değişen gerçekleri de çok iyi cümlelerle okuduk bence. Murakami beni yine kurgu gücüyle kendine hayran bıraktı Üçüncü bölümse diğer iki bölüme nazaran oldukça kısa ama hem birçok soruyu
Şehir ve Belirsiz DuvarlarıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2025420 okunma
İnsanlığın sonu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Çok çok sevdim Anlatıcı, 1 Haziran’ı 2 Haziran’a bağlayan gece bir mağaradan sulara atlayarak hayatına son vermek ister ama ayağı kayar ve başaramaz. Mağaradan evine, şehre geri döndüğünde tüm insanların bir anda ortadan kaybolduğunu fark eder. İnsanlar gitmiştir, arkalarında sadece zamanında yaşamış olduklarına dair izler bırakarak gitmişlerdir. Sonrasında anlatıcımızın bu durumu anlama, alışma ve yaşama süreçleri biraz felsefik bir bakış açısıyla anlatıyor. Ona göre hayat 2 Haziran’da duruyo, zaman, tarih… Zaten zaman da, tarihte insanlarla birlikte var olmuyor mu, anlatıcı bu kısımları irdeliyor bazı bölümlerde. Bazen de kendisini bir Halef olarak tanımlıyor. Bu kitabı okurken insanlığa pozitif açıdan bakamadım maalesef, insanların yaptıklarından çok yıktıkları bir zamanda yaşıyoruz, yaşadığımız çağın da etkisi çok bu şekilde hissediyor olmama. Bu zamanda insansızlığın getireceği o düşünme halini okumak isterseniz bu kitaba bakın derim. Çünkü ara sıra ben de düşündüm ne olurdı, nasıl olurdu diye Ha bu arada şunu demeden de geçemeyeceğim, anlatıcı ayağı kaydıktan sonra hayatına son vermekten vazgeçiyor aslında ama belki de ayağı kaydıktan ve başını çarptıktan sonra gerçekten de hayatını kaybetmiş ve kendi cennetine gitmiştir. Biz belki de onun cennetini okuyoruzdur… Kitabın bir bölümünde çok kısaca bunu düşündüğünden de bahsediyor. Ben anlatıcının kendi cennetini yaşadığını düşünerek okudum bu noktadan sonra kitabı
İnsanlığın SonuGuido Morselli · Can Yayınları · 202662 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 17:56
Öncelikle ben bu kitabı ayakta alkışlamak istiyorum ve bunun 2 ana sebebi var. İlki itiraf ediyorum ki kurgu kitaplar yazan Türk yazarlara karşı bir önyargım vardı ve bu kitap bunu kırdı, paramparça etti ve yeni bir dünyanın kapılarını açtı ve böyle düşündüğüm için utandırdu. İkincisi ise gündelik yaşamın akışında içimde bir şeylerin körelmesinden korkarak geçirdiğim şu birkaç haftada yazarın da benzer motivasyonda kendi kaleminin körelmesini istememesi ve anlam arayışı ile yazdığı bir eser olması. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve bayıldım, baa yıııll dıııımmmm İçerisinde ondan fazla hikaye var ve her hikaye inanılmaz incelikle ve harika detaylarla yazılmış. Her bir hikaye farklı zamanlardan, farklı diyarlardan bambaşka kahramanlara sahip olsa da bazı hikayelerde bir önceki hikayelerden kahramanları da görebiliyoruz. Bazı hikayeleri umut dolu ve bundan sonrasında ne olacağını düşünerek bitiriyoruz. Her bir hikayeyi okurken bu nasıl bir kurgu ve nasıl güzel bir dil diyerek ve yazara çokça saygı duyarak okudum. Ve hep şunu dedim, bu hikayeleri bu zamanda okumam gerekliymiş. Gümüş Yürek serisini de almıştım, okuma sırasını öne çektim resmen Sevgili yazara çok teşekkür etmek istiyorum. Harika bir eseri bizimle buluşturduğu için ve yaşattığı okuma zevki için
Unutulmuş Büyüler ve Terk Edilmiş ÖykülerD. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2025632 okunma
Ruth Ozeki’den okuduğum ilk kitap
9/10
·608 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 16:36
Kitabımız, babasını trajik bir şekilde kaybeden Benny ve eşini kaybeden Annabelle’in bu kayıp sonrası yas sürecini, arayışı, toparlanmayı anlatıyor aslında. Benny, bu süreçte etrafındaki nesnelerin seslerini duymaya başlıyor ve hayat onun için gittikçe zorlaşmaya başlıyor. Annabelle ise oğlu Benny’e destek olmaya çabalarken aslında kendi yasıyla boğuşuyor, kendi travmaları ile boğuşuyor. Ve onların hikayesini de bize bir “Kitap” anlatıyor. Biz bu kitabı, bir “Kitap” anlatıcısının ağzından okuyoruz. Oldukça uzun bir kitap ama hiçbir yerde sıkılmadım. Hem kitabın içinde hissettiğim ama aynı zamanda bir dış gözlemci olduğum ve manevi anlamda yoğun bir okuma deneyimi oldu bu kitap benim için. Ayrıca sürekli kendime sorular sormama da sebep oldu: “Şu an gerçek olan ne? Eşyalarım mı bana sahip, yoksa ben mi eşyalara sahibim? Sürekli bir şeyler almamı tetikleyen şey ne?” Kitap bir yerde “..ama kitaplar sabırlıdır. Hayatlarınızın ne kadar ısrarcı ve zorlayıcı olduğunu biliriz, o yüzden zamanımızın gelmesini bekleriz.” diyor, bu cümle beni o kadar etkiledi ki. 600 sayfalık bu kitabın son 20 sayfasıydı beni en derinden etkileyen kısımlar, kalan 580 sayfa beni o son 20 sayfaya hazırlamak içinmiş aslında. Annabelle ve Benny’nin iyileşme yolundaki bu hikayesinin çoğu insanı derinden etkileyeceğini düşünüyorum.
Biçimin ve Boşluğun KitabıRuth Ozeki · İthaki Yayınları · 2023147 okunma
Reklam