• İncelemeye başlamadan önce geçen günlerde başıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum. Çok sevdiğim bir ağabeyim var kendisi ateist inancına sahip onunla Beşiktaş sahilde gezerken gözleri görmeyen bir amca kendisini Nişantaşı dolmuşlarının oraya götürmemizi istedi. Ağabey girdi koluna oraya götürdü ve amcaya simit ve su aldı. Amcanın hayır duasını aldı.

    İlerleyen saatlerde bir mekanda oturup birer tane bira içtik ve ben içtiğim biranın fotoğrafını çekip sosyal medyada hikayeme ekledim. Sonra bookstagram hesaplarından biri alkol için birini kitap okurken bağdaştıramıyorum diye mesaj attı bana. Ne alaka diye cevapladım hassas olduğum bir konu dedi. Ve takipten çıktı ondan sonra dedim hanımefendi bizim ortak paydamız kitaplar insanların özel hayatı veya inançları sizi ilgilendirmez beni de ilgilendirmez kitaplar size bir şey katmamış belli ki dedim kime katmadığı belli dedi ve sohbet bitti.

    Bu olayı anlatmamın sebebi ise birazdan kitap da insanları inançlarına göre hor gören sömüren , canlarına ve namuslarına göz diken insanlıktan nasibini almamış mahlukatları anlatacağım için kendi hayatımdan o kadar ileri seviye olmasa da bu durumları örnekleyen bir kesit sunmak istedim.


    Huzursuzluk içimde kalan insanlığa dair umutları paramparça etti resmen insanların başka dinden insanların kendi dinlerine inanmıyorlar diye inançlarına ve canlarına saldırması ne kadar aşağılık bir davranıştır.

    Bizim dinimiz adı İslam yani barış anlamanına geliyor ve bu dine inanan daha doğrusu inandığını sanan insanlar onu yanlış anlayanlar kendi dinlerini yüceltmek için kendi dinlerini kötülüyorlar dünyaya aslında..

    Kitap da Hüseyin adlı bir Müslüman bir genç mülteci kamplarında gördüğü Meleknaz isimli bir Yezidi kızı alıp annesine gelini olarak getiriyor üstelik çocuğu da var ve çocuğun da gözleri görmüyor..

    Tabi yine insanların Hüseyin'i kınaması farklı dinlerin bir araya gelmesiyle oluyor. IŞID'den kaçan mülteciler özellikle Yezidi dinine mensup olanlar akıl ve hayal gücünüze sığamayacak işkencelere maruz kalıyorlar. Özellikle kadınlar bizim dinimizde çok ayrı yeri olan kadınlar kendilerine Müslüman diyen kişiler tarafından tecavüze ediliyor hemde kaç kere kaç kişi tarafından köle gibi satılıyor ve bir paket sigara parasına...

    Hem de küçük yaşlardan itibaren bu insanlığın en büyük kara lekesidir.Sonra kaçtıkları Türkiye'de yine dinleri yüzünden hor görülmeleri içinizdeki huzuru öldürüyor.

    Dünyada bu sadece bizim coğrafyamızda Yahudileri katleden Adolf Hitler , İspanyada Yahudileri katleden Engizisyon sistemi say say bitmez. Sırf İslam' da olan bir olgu değildir. Her türlü din için, tarih boyunca sayısız katliam gerçekleşmiştir.

    Haçlı Naziler ve Cihatçı Müslümanlar vb. gruplar olduğu sürece dünyada ki insanlık suçları hiç bitmeyecek.

    Sorunun asıl merkezi insanın içinde iyi ve kötü hep içimizde yan yana..

    Mevlana'nın dediği gibi ;
    Bir yer var
    İyiliğin ve Kötülüğün Ötesinde
    Seninle Orada buluşacağız

    İbnu Haldun dediği gibi coğrafya kaderdir dediği zaman çok haklıymış. Amerika' ve Avrupa'da doğanlar çok şanslı iken bizim coğrafyamıza düşen ise acı ve zulüm olmuş.

    İşin aslı şu insanları dinine veya inancına göre yargılayan insanlar olduğu sürece dünya vahşetin evreni olmaya devam edecektir. Ne zaman iyi insanlar kötü insanlar kadar cesur olur o zaman dünya değişir.

    İyi okumalar herkese ve huzursuzluğu daha doğrusu Zülfü Livaneliyi okumadan geçmeyin..

    "Ayrıca, bütün bunlar olurken bu kadar dinin tanrısı ne yapıyordu diye sordum kendime ve cevabı buldum. Tanrı o sırada dinleniyordu çünkü yedinci gündü, altı günde evreni yaratmıştı ve yedinci gün dinlenmeye çekilmişti. Herhalde bu yüzden çığlıkları duymamıştı."
  • Dünyanın yarısı Japonlar diğer yarısıysa Hitleri Tanrı kabul eden Naziler tarafından yönetilmektedir. Hitlerin savaşı kazanışının ardından 700 yıl geçmiştir. Swastikaları ve üniformaları üstünde erkekler kadınları kafese tıkmıştır. Kadınlar için yıkım olan bir Distopya evreni burası. Sadece erkek çocuk vermeleri için Damızlık olarak yaşatılıyorlar. Kafaları kazınmış bir haldeler. Damızlık kızın öyküsünden daha eski olan bu kitap 1934 yılında ortaya çıkıyor. Damızlık kızın öyküsündeki kadına olan şiddet ve baskıyı yine kadın gözünden görüyorduk. Bu kitaptaki ana karakterler erkek. Tarih yeniden yazılmış geçmiş sisten ibarettir. Olay örgüsünden çok konunun felsefesi ön plana çıkıyor kitapta.
  • Barış içinde yasanilasi güzel bir dünya varken her zaman gaddarca duygular yüzünden kendimizden olmayanları aşağılama ve yok etme yoluna gittiğimiz için bugune kadar bugünde dahil olmak üzere kötülük ve savaş dolu bir dünya oluşturduk.Eserimizle ne kadar utanç duysak az.Bu kitapta 13 -14 yaşlarında çocukluktan yetişkinliğe geçiş döneminde küçük kız Anne'nin yaşadığı tüm sıkıntıları dünyada birden fazla çocuk ve yetişkin yaşıyor.Baris ve vicdan dolu bir dünya ümidiyle...
    Naziler Yahudilerde olusturtugu psikolojiyi merak edip ogrenmek isteyenlerin kesinlikle okumasi gereken bir kitap..ANNE FRANK'i saygıyla aniyorum...
  • Meşhur Nürnberg Mitingleri ve Adolf Hitler…

    Babası memur olmasını istedi,
    Hiç istemiyordu ama baskı vardı, denedi tutturamadı,
    Ressam olmak istedi, okul tarafından kabul görmedi,
    Çocukluğu sıkıntılıydı, gelecek vaat etmiyordu,
    Sokakta resim yaparak para kazanmaya denedi, üç beş kuruş kazandı,
    Bir gün meydanda eline bir broşür geldi,
    Siyasetle hiç bir ilgisi yoktu,
    Hiç bir parti hakkında bilgiye sahip değildi,
    Birden bir kalabalığın toplandığı yere yaklaştı,
    Birisi bir şeyler anlatıyordu, hafif bir kalabalık vardı, dinlemeye başladı,
    Sonra dikkatini çekti ve öğrenmeye karar verdi, bir kaç toplantıya gitti,
    Partiye üye oldu “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” (NSDAP),
    Anlatılanlara kulak verdi, ilgisi arttı,
    Hitabının kuvvetli olduğunu fark etti,
    Parti içerisinde bu özelliği keşfedildi ve meydanlarda Adolf konuşmaya başladı,
    Adolf artık Hitler olmaya başladı,
    Yeni başladığı serüvende biraz hızlı adım atıyordu,
    Ufak kalabalıklar çoğalıyor, destek artıyordu,
    Sonunda Parti'ye başkan seçilmesi gerektiğini söyledi, dalga geçtiler,
    Kesinlikle ciddiye alınmıyordu,
    Toplantılar da konuşmayı bırakınca dinleyen sayısı azaldı ve geri gelmesini istediler,
    Tek talebi vardı… Başkan seçilecekti,
    Seçildi, propagandası yeni düşüncelerle genişledi,
    Kitlelere fikirlerini söylemeye başladı,
    Az ama fena olmayan kalabalıklara konuşmalar yaptı,
    O hazzı aldı ve fitili ateşlemeye başlamıştı,
    Versay Antlaşması (VERSAILLES) Almanya’yı yok etmişti, en büyük kozu buydu,
    (Osmanlı ve Almanya aynı safta idi, Versay ne ise Sevr de o idi.)
    Ülke çok fakirdi ve işsizlik yüksekti,
    Bunu kullanmaya çalıştı ve manifestolar geliştirdi,
    Antlaşmayı imzalayanları hiç affetmedi ve hainler diye defalarca deklare etti,
    Önceki yönetimin basiretsizliklerini ve Alman ırkını soktukları durumu her konuşmada kullandı,
    Zamanında “Birahane Darbesi” ni denedi; bundan yıllar sonra bu darbe girişimini iyi kullanacak ve kutsal bir anlam katacaktı,
    Mussolini’yi örnek almıştı ama onun gibi başaramadı, darbe ile gelememişti,
    Tutuklandı içeri atıldı,
    Kendisine sempati duyan siyasiler ve üst tabaka sayesinde az bir ceza aldı,
    Kavgam kitabını yazdı,
    Yıllar Sonra Churchill Kavgam'ı baştan okusaydık, bunlar başımıza gelmezdi diyecekti,
    Partinin başına tekrar geçti, bu sefer hedef yükseltti ve seçimle gelmek için tüm çabaları göstermeye başladı, gizli örgütler ve teşkilatlar kurdu,
    Yanlış hatırlamıyorsam üç seçim sonunda yüksek oy aldı ama iktidarı alamadı, istenmeye istenmeye Paul von Hindenburg tarafından şansölye seçildi. Seçildikten sonraki ilk konuşması https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531179062

    Yetmezdi,
    Hindenburg öldü ve Şansölye makamını Cumhurbaşkanlığı ile birleştirdi. Ve III. Reich yani Führer Adolf Hitler doğdu. O artık Heil Hitler’di..! Naziler şimdi tüm gücü eline almıştı…

    Yaptığı o ihtişamlı meşhur Nürnberg Mitinglerinde Almanları kendine hayran bıraktı ve her söylediği destek aldı.

    Konuşmalarda ki vücut dili herkesi mest ediyordu. O kadar uzun konuşmalar yapıyordu ki, sesi kısılmasın diye bazı konuşmalarını “Heinrich Himmler”, “Joseph Goebbels” gibi önemli Nazi figürlerine yaptırıyordu.

    Kitap içeriğinde yıllar süren bu miting ve konuşmaların belirli kısımları var. Hitler’in yıllarca söylediği bütün her şeyi bir iki gün içinde okuyunca tabi ki her şey daha derli toplu oluyor. Geliyorum diyen şey kendini belli ediyor. Aralıklarla geldiğinde, tek bir konuşma gibi duruyor. Yalnız birleştirildiğinde her şey anlam kazanıyor. Barışçıl bir yol izleyeceğini öne sürerken, birden işin rengi işgaller ile değişiyor.

    Nürnberg Mitinglerinde yaptığı konuşmaların derlendiği kısa bir video. Konuşmalar kitapta da var. https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531181941

    Şimdi, genelde önünüze çıkan şudur; Adolf Hitler ve Naziler insanlığa hakarettir, Yahudileri ve bir çok insanı gaz odalarında, toplama kamplarında katletmiştir. Milyonlarca insan onlar yüzünden ölmüş, açlık, sefalet içinde yaşamış, hayatları mahvolmuştur. Evet bunların hepsi olmuştur ve daha fazlası...

    Peki soruyorum o zaman ve bu soruların bazılarını kendi ülkemiz için de kendiniz sorun;

    Alman Halkının hiç mi suçu yoktur? Hitler seçimle gelmedi mi?

    Alman Halkı içindeki öfkeyi onun sayesinde kusmuştu, onlar suçsuz muydu?

    Yahudiler, toplu katliamlara uğradılar. Peki Yahudiler ne yapmıştı da Hitler bu kadar kinliydi, hiç araştırdınız mı? Dünya da ki Yahudi topluluklarının, ülkelerin içine yerleştikten sonra, yerli halkın işçi, kendilerinin patron olduğuna hiç bakmadınız mı? Yahudilerin birlik ve beraberliği hakkında bilginiz var mı?

    Gelelim Fransa, İngiltere gibi ülkelere. O kadar mağduru oynadılar ki, soralım o zaman. Efendim, madem o kadar masumsunuz, Çanakkale de ne işiniz vardı? İstanbul da ne işiniz vardı? Churchill’e soralım, Avrupa da ki insan insandı da Osmanlı topraklarında yaşayanlar insan değil miydi? Orduları neden yığdınız bu toprakların her bir köşesine?

    Hitlerin İngiltere de işi yoktuysa, sizin İstanbul’da ne işiniz vardı?

    Fransız General, Beyoğlu’nda atı ile gövde gösterisi yaparken, padişahı tahtan indirin ben oturacağım derken ve işgali kutlarken normaldi de, Hitler Fransa’yı alıp Eyfel Kulesi’nde fotoğraf çektirdiği için mi suçlu oldu?

    Bakınız, Tarih yanlış yorumlanır ve yanlış sorular sorulursa farklı, doğru sorular sorulursa farklı sonuçlar doğurur.
    Hitler’in yaptığı kıyımı ya da işgalleri haklı bulmak tabi ki insanlığa ve yaşama hakarettir. Yalnız I.Dünya Savaşı galiplerinin mağlup devletlere imzalattığı ve dayattığı antlaşmalar normal miydi? Devletleri, insanları köşeye sıkıştırıp, ellerinde ne varsa almaya çalışmaları normal miydi? Kendilerine bağımlı yapıp, kendi kişisel hak ve özgürlüklerinden mahrum edilmeleri normal miydi?

    Hitler ve Nazi Almanya’sının dünya ya tekrarlanmayacak dersler verdiği sanılmıştır ama vermemiştir. Bakınız hala aynı tip liderler ve söylemler devam etmektedir. Sadece haberleşme o kadar yaygın ki, ne yapsalar ortaya çıkıyor ve gizli yapmaya çalıştıkları da göz önüne seriliyor. O yüzden o kadar ileri gidemiyorlar. Sadece demeçlerde ve bir kaç denemede kalıyor. Ama bir gün kalmayacak…

    Versay Hitler’i, Sevr Mustafa Kemal Atatürk’ü ortaya çıkarmıştır diyebiliriz. Şimdi, Gazi; Yurtta Sulh, Dünya’da Sulh” ilkesini savunurken ve “gerekmedikçe, savaşlar KATLİAM”dır derken, bir diğeri ise, yani Hitler; “Ben savaş istiyorum. Benim için her türlü vasıta doğru olacaktır. Benim sloganım "ne yaparsan yap, düşmanı rahatsız et" değildir. Benim sloganım şudur: "Bir şekilde onu yok et!". Ben bu savaşı sürdürecek insanım!” demiştir.

    Kitap içeriğinde ki konuşmaları yavaş yavaş ve anlayarak okuyunuz. Ben geliyorum diyen tehlikenin, gelmeden önceki halini kesinlikle iyi anlayın. Anlayın ki, iktidar olanın sizin iyiliğiniz için mi, yoksa sizi kullanıp kendi keyfi ve güç gösterisi için mi hareket ettiğini anlayın.

    Sub Yayınlarına teşekkürlerimi sunuyorum, birçok yayımlanmayan kıyıda köşede kalmış kitapları yayınlıyorlar. Ve yayının geçmişine ve nasıl ortaya çıktığına da bir göz atın derim.

    https://www.youtube.com/...amp;bpctr=1531181018

    Okuyun ve çözümleyin. İyi okumalar.
  • Aldı eve dönüyor :) ama sitede yok
    https://www.idefix.com/...urunno=0000000660912
  • Bir gemi yolculuğu, hırsına yenik düşen bir adam, satranç şampiyonu ve savaş esiri sonucu otokontrol yeteneğini kaybetmiş biri. Bu kitapta hem Naziler hem de satranç ile ilgili yuzeysel de olsa bilgi ediniyorsunuz. Kazanma hırsının kişilerde nasıl takıntı hâline geldiğini ve insanların kazanmaya alıştıkça nasıl kibirli biri hâline dönüştüğünü de görüyorsunuz. Güzel ve sıkıcı olmayan bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim