Toplum yalnızca bir arada yaşamanın zemini değildir; aynı zamanda bir biçimlendirme aygıtıdır. Her birey, bu aygıtın görünmeyen dişlileri arasında döner. Ona bir ad verilir, bir dil öğretilir, bir beden biçimi, bir duygu repertuarı, bir rol dağıtımı sunulur.Tüm bunlar öylesine doğalmış gibi aktarılır ki, kişi çoğu kez kendine dayatılanı kendi seçmiş sanır.