"...Dördüncü yüzyıldan günümüzdeki Hristiyanlara dek inanılanların tümü, ..., İsa'nın ilk takipçilerinin inandıkları şeyler değildi. Hepsi uydurulmuş ritüeller, doğaüstü inanışlar İsa'nın dirilişinden Noel'e dek çoğu kez başka dinlerden alınarak adapte edilmişti. Ama kilise kurucuları işlerini gayet iyi yapmışlardı. Yarattıkları İncil iki bin yıl boyunca en çok satan kitabı oldu. Ama sanırım tapınakçılar haklıydı. İşler daha o günlerde çığırından çıkmıştı, insanlar farklı şekilde inandıkları için acımasızca öldürülüyorlardı. Ve dünyanın şu an içinde bulunduğu duruma bakarsak"...
Daha da kötüsü o inciller (yakılan ve yok edilen) isa'yı bir öğretmen olarak, aydın bir bilge olarak tanımlıyorlar, onu sizin, benim bile geçebileceğimiz sıradan bir adam olarak gösteriyorlardı. işte bu iraneus'un da onun adamlarının da hiç işine gelmiyordu. İsa sıradan bir adam olamazdı. O bundan çok daha öte bir varlık olmalıydı. O Tanrının oğlu olmalıydı.