Ruhunu ve kaderini yalnızlığa teslim eden bir insansa inançlı olamaz. Sadece bekleyebilir. Onu yalnızlığa mahkûm eden her şeyi, kendisini bu duruma getirenlerle ya da getirenle bir kez daha konuşacağı günü ya da anı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Evet, herhalde başımdan çok şey geçti. Dışarıdaki dünyada. O zaman insan çabuk unutur."
"Hayır" diyor öteki. "Dünya bir şey değil. Önemli olan asla unutulmuyor. Bunu sonradan, yaşım biraz ilerlediğinde fark ettim. İkincil olan yok, insan onu tıpkı rüyalar gibi kafasından atıyor."
"Herkes öldü, çekip gitti, üzerine yemin ettiğimiz şeyi bıraktı. Onun için yaşamaya ve ölmeye değer bir dünya vardı. O dünya öldü. Yenisiyse beni hiç ilgilendirmiyor. Bütün söyleyebileceğim bu."
"Benim için o dünya hâlâ yaşıyor, gerçekte artık var olmasa bile. Onun üzerine yemin ettiğim için yaşıyor. Benim bütün söyleyebileceğim de bu."
"Derler ki" diyor general nazik, yüreklendirici bir sesle, "insan bu yaşa geldiğinde, bıkana kadar yaşarmış. Sence de öyle değil mi?"
"Ben zaten bıktım" diyor misafir.
O an ikisi de, aradan geçen yıllarda yaşama güçlerini beklemekten aldıklarını hissediyorlardı. Tıpkı insanın ömrü boyunca tek bir göreve hazırlanması gibi.