Dünya, ne olduğu bilinen dünya, yasalara uyan dünya, kaymak üzereydi. Eskiden şu vardı, bu vardı; ama şimdi...
Sayfa 107·Kitabı okuyor
“ beyin yakan / gerçeklik büken / varoluş tokadı atan “filmler film önerisi değil,
Reklam
Nedir bu? Onun, bir parmak çocuğun yaptığı da, benim gibi eşşek kadar bir adamın yaptığı da... Ne istiyoruz böyle biribirimizden? Ne kadar tat alıyoruz böyle biribirimizi aşağılamadan! O beni hiçbir sebebi yokken günlerce bir çanak süt için yalvarttı, aşağıladı. Beni aşağılar yalvartırken zevkten tiril tiril titriyordu it. Buna karşılık o yalvarıp aşağılanmayınca ben öfkeden kudurdum. Neden aşağılıyorlar insanlar böyle biribirlerini? Neden, neden, neden? Biribirlerini aşağılamaya can atıyorlar, deli divane oluyorlar. Şimdi aşağıda Çukurovalılar kim bilir bizimkilere neler yapıyorlardır. Onların onurlarını kırmak, onları küçültmek, kötülemek için neler yapıyorlardır, neler! Bir başkasını aşağılayan insan önce kendisini aşağılamıyor mu? Bunun kimse farkında değil mi? Ağacı, kuşu, akarsuyu, börtü böceği, yerdeki karıncayı, en alçak insanı kutsayan, yücelten, güzelleştiren insan güzelleşir, öyle değil mi? Niçin insanlar azıcık akıllı, azıcık daha güçlü değiller? Neden Mustan, neden? Bir çocuk, parmak kadar, taş yürek bir çocuk aşağılanmıyor diye deli divane oluyorum, neden, neden, neden Mustan? Herkes, uçan kuş bile şimdiye kadar seni aşağıladı da ondan mı? Neden Mustan? Ceren, Halil, tekmil oba, seni aşağıladı da ondan mı? Topunun öcünü bir çocuktan almaya kalkıyorsun, öyle mi Mustan?
Sayfa 147
“mevlana’nın güzel bir hikayesi var: bir sultan hizmetinde bulunan bir görevliyi çağırıp ona bir emanet veriyor. ‘bunu falanca diyardaki filanca kişiye ulaştır.’ diyor. o kişi emaneti alıyor, yola çıkıyor ve yüz gün süren bir yolculuk yapıyor. yüz gün boyunca da her gün bir iyilik yapıyor: bir hayvana su veriyor, bir fakire yardım ediyor, yoldaki taşı kaldırıyor… ama bu hengame içinde emaneti ehline teslim etmeyi unutup geri dönüyor. sultanın huzuruna çıkınca yüz gün boyunca yaptığı iyilikleri, güzellikleri anlatıyor. ‘peki verilen vazife ne oldu, emaneti sahibine teslim ettin mi?’ diye sorulduğunda ‘sultanım, ben onu unuttum!’ diye cevap veriyor. bunun üzerine sultan şöyle diyor: ‘yaptığın yüz hayrın gerçek manası o bir amelin içindeydi. sen, onu unuttun. unuttuğun için de şimdi tekrar yola çıkacaksın.’ yani insan hangi yola neden çıktığını amacının ne olduğunu asla unutmamalı. emaneti sahibine vermeden geldiğinde asıl işi yapılamamış oluyor. diğer güzel işler şüphesiz faydadan hâli değil lakin maksat hasıl olmuyor. emanetin yerine ulaştırılması lazım.”
Sayfa 34·Kitabı okuyor
“Ne kadar kötü olursan ol fakat kendini âleme iyi göstermek, iyi belli etmek yolunu bil. Şimdiki hayatın sırrı hep bu noktadadır. Yüzüne riyadan bir maske geçirerek kalbinin iğrençliklerini ört, iyiler arasına girmiş olursun. İşte şimdi biz böyle yaşıyoruz. Kanlılar, katiller, haydutlar, hırsızlar, belediyelerin fuhuş defterlerinde kayıtlı alenen namus ticareti ile geçinen kadınlar, işte hep bunlar maskesiz kötülük eden şirretler, ahlaksızlardır. İnsanların öbür kısmı gizli yani maskeli günahkarlardır.”
Sayfa 126 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4.baskı, 2026.·Kitabı okudu
Reklam
Reklam