Sevda, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
22 May 01:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kitabı okuduğumda ilkokula gidiyordum sanırım ve kitabın içinde yer alan bazı olaylar beni derinden etkilemişti, anneme anlatıp ağladığımı hatırlıyorum. Tabi böyle olayların sadece kitaplarda değil gerçek hayatta da yaşandığı bu çağda artık herkes ne yazıkki bu duruma alıştı. Gerçekten ne yazıkki !!!!

Fatmaerdoğan, Ana'yı inceledi.
 17 May 15:56 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bir tarafta kötü bir devlet, diğer tarafta iyiliği ve güzelliği yaymaya çalışan bir kalabalık. Devleti ve kötülüğü destekleyen bir topluluk. Devleti ve kötülüğü karşısına alan sayısı az olan insanlar. Acının onları boğan yaşamdan duyduğu kötülükleri iyilerin kaburgalarından çıkarıldığı bir yönetim sistemi. Oğlunu devlete karşı korumaya çalışan bir ana. Ne kadar haklı olursan ol ıspatlayamadığın sürece haksızsın. İyiliği ve güzel yaşamı, mutluluğu yaymaya çalışan kişinin meleketinden sürgün edilmesi ne kötü bir duygu. Ömrü boyunca eşinden şiddet gören bir ana. Eşi öldükten sonra oğlunu devlete karşı korumakla yaşam mücadelesi veren bir ana ve sonunda kendi de devlet tarafından boğularak öldürüldürülen ana. Kötülükleri yok edilemedi. Devletin baskısına maruz kalan millet. Korkudan sesini çıkaramadı. Yaşam köleler gibi çalışmaktan ibaret değildi. Para kazanmak mutluluk vermiyor insanlara. Günümüzde para insanları kazanıyor ne yazıkki. İçindeki sevgi, mutluluktur asıl insanı yaşatan.

Süleyman S, Söz Meclisten İçeri...'i inceledi.
12 May 22:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Eserin sayfa sayısı az, tadımlık..Gerçekten güle güle hiç sıkılmadan okudum, george orwel bizim yazarın yanında hiç kalır.Okumanızı tavsiye ederim kısacası.Anlatılan dönemi bir nebze yaşıyorsunuz ve beyin otomatikmen şuan ki dönemle kıyaslamaya giriyor. Gazeteci-Yazarımız için birkaç cümle söylemek gerekirse o dönem ki gerçekleri dile getirmekten hiç çekinmemiş, geri adım atmamıştır ve bu onu ne yazıkki ölüme götürmüştür.Allah gani gani rahmet eylesin.

Özge, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'ı inceledi.
11 May 23:47 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Kısa olmasına rağmen bitirmekte o kadar büyük güçlük çektim ki. Evet herkesin aksine ben ne yazıkki severek okumadım bu kitabı. Kurguyu o kadar zorlama o kadar basit buldum ki, belki de içine giremediğimden böyle hissettim.
Merhametin tutkuya dönüşümü ve sonrasında sürüklendiği kısacık serüven. 24 saat içinde yaşadıklarını bir başkasına böyle suçlu hissederek, böyle korkarak anlatması beni hayal kırıklığına uğrattı. Oysa ne büyük heyecan, ne büyük tutkuyla başlamıştı pişmanlıkla bahsettiği o 24 saate .
Buhranlı bir anlatım. Oldukça sıkıldım

Özge, 1984 inceledi.
11 May 20:48 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bu kitap 'bütün zamanların kitabıdır ' tanımını hak ediyor. George Orwell iyi bir kült yazar. Geçmişi, bugünü ve geleceği aynı çatı altında bir hapishanede görmemizi sağlıyor. Kitabı okuduktan sonra insanın içini bir korku kaplıyor.
Distopya fikri insanı heveslendirse de bu tarz kitaplar ne yazıkki olması kuvvetle muhtemel bir gelecek senaryosudur. Hangi ülkede yaşarsanız yaşayın, savaş görmüş her medeniyet, laiklik, özgürlük çatısı altında yaşasa dahi kitabı okurken bizim ülkemizde bu strateji kullanıldı diyor. Modern dünyayı hiç korkmadan protesto ediyor ve okuyucuya ' oh be biri bunları görmüş ' dedirtiyor. Kitabın sonu her ne kadar beni hayal kırıklığına uğratsa da kendinizi Winston yerine koyduğunuzda aynı yolu seçeceğinizi kendinize itiraf ediyorsunuz.
1984'ü okumadan önce Yevgeni Zamyatin'in BİZ kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. George Orwell ''BİZ'' için ;
"Zamyatin belli bir ülkeyi değil sanayi uygarlığının hedeflerini değerlendiriyor. Bu kitabın konusu aslında Makine'dir, yani insanın şişesinden düşüncesizce çıkardığı ve tekrar şişesine sokamadığı o cin." demişitir. 1984'ün sözlüğü niteliğindedir.

elif saltık, Kutudaki Eller'i inceledi.
09 May 10:07 · Kitabı okudu · 458 günde · 5/10 puan

aslında kitap güzel farklı bi şekilde işlenmiş başından belli sonu ama benim o kumam ne yazıkki bir seneyi geçti hep başladım bıraktım yarım bıraktım ortadan başladım derken çok şükür dün bitirdim. müthiş diyemeyeceğim.

Süm, Kırmızı Piyano'yu inceledi.
08 May 12:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

ÇÖLDE KEŞFEDİLEN, KAYNAĞI BELIRLENEMEYEN BİR SES...
Philip Tonka ve grubu The Danes'in bir sonraki hit şarkıları için umutsuzca ilham arama çabaları, Amerikan ordusundan bir generalin ziyaretiyle bölünmüştü. Bir Afrika çölünde nükleer silahları bile etkisiz hale getirebilen bir ses keşfeden Amerikan ordusu, bu sesin kaynağını bulmak için Philip ve arkadaşlarını bir göreve göndermek istiyordu. Bu keşif yolculuğu, kızgın çöl kumları arasında gömülü kalmış bir gizemin kalbine yapılan bir yolculuğa dönüşecekti.
Amerika'da, gözlerden saklı bir hastanede Ellen isimli bir hemşire, vücudundaki tüm kemikleri kırılmış bir hastaya bakıcılık yapıyordu. Hasta nasıl bu şekilde yaralandığını bilmiyordu fakat vücudu mucizevi bir hızla iyileşiyordu. Başına gelenler hakkında her geçen gün daha çok şeyi hatırlayan bu gizemli hasta, Ellen'ı hiç beklemediği bir yola sokacaktı. Peki bu gizemli hastanın Afrika'daki olaylarla ne gibi bir ilgisi vardı?
Kitap kolay okunan ve insanı merak ettiren olayları sayesinde kendini kısa bir sürede okutuyor. Kitabı almadan önce biraz araştırmıştım. Bir çok insan Kafes'in daha iyi olduğunu söylüyordu. Ben Kafes'i okumadığım için benim ölçütüm okuduğum kitap olacak. Kitabın arkasında yazan yorumlar beni tir tir titretecek bir gerilim kitabı olacağını söylüyordu. Ben hiçbir beklentim olmadan başlamış olmama rağmen korktuğumu söyleyemem doğrusu. Ne yazıkki bu zamana kadar okuduğum hiçbir korku-gerilim kitabı bende öyle bir etki bırakmadı. Ayrıca kitabın kurgusuna gelirsek. Belirsiz ve temelsiz olaylar vardı sanki. Bazı olayların sebepleri ve sonuçları daha net olsaydı benim gözümde daha iyi olabilirdi. Ama yine de kitabı sevmediğimi söyleyemem. Her ne kadar sağlam bir temeli olmadığını söylesem de yazarın ortaya koyduğu hayal ürünü gerçekten başarılı. http://psikokur.com

Süm, İyi Kız'ı inceledi.
07 May 09:23 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitabın kurgusu çok güzeldi öncelikle bunu belirtmek isterim. Başından sonuna kadar 2-3 karakterin gözünden anlatılıyor ve en son ana karakterimizin gözünden anlatıp yazar bizi beynimizden vuruyor. Kesinlikle böyle bitmesini istemeyeceğim bir kitaptı ama ne yazıkki gerçek hayatta da mutsuz sonlar fazlasıyla var.. http://psikokur.com

Hiç düşündünüz mü niye bu kitapları çok sevdiğinizi ve durmadan okumak istediğinizi?
Aslında bizler kendi dünyamızdan kaçıp kitaplara sığındık. Evet biz aciz olan insan gene bir insanın hayatında kendimize güvenli bir yer bulduk. Ama hiç kimse bu kitapların ne demek istediğini anlamıyor. Çünkü biz insanlardan, ailemizden, dostlarımızdan, acılarımızdan, dertlerimizden ve en önemlisi kendimizden kaçıp buraya sığındık. Ne yazıkki anlamadığımız nokta şu o kitaplar bizi bize anlatıyor. Aslında kendimizden kaçarken gene kendimize çiziyoruz rotayı...