Sessizlikte kendimle baş başa kalıyorum. Dış dünyanın sesi azalınca içimdeki ses daha net duyuluyor. Bu bir kaçış değil; aksine geri dönmek için durmak gibi. Günün içinde dağılan parçalarımı sessizlikte topluyorum. Ne olduğumu değil, nasıl devam edeceğimi hatırlıyorum.
Karanlık dediğim şey bir yokluk değil; dikkatimin dışarıdan içeriye çekildiği bir alan. Orada kaybolmuyorum, tam tersine kendime yaklaşıyorum. Her şeyin hızlandığı yerde yavaşlamak, aslında yaşamla yeniden aynı ritmi bulmak gibi.
Sonra biliyorum ki bu anlar sonsuza kadar sürmeyecek. Sürmemeli de. Çünkü sessizlik bana güç veriyor, ama hayat o gücü kullanacağım yer. Bu yüzden geri dönüyorum: daha sakin, daha net, daha dayanıklı.
Ve anlıyorum ki bazen en büyük hareket, bir süre hiç hareket etmemek.