Ben her zaman söylüyorum: Osmanlı Devleti bir din devletiydi. Osmanlı Devleti kendini bir İslâm devleti olarak izah edemediği zaman, hiç izah edemiyordu. Ama Osmanlı düzeni bir İslâm düzeni değildi. Osmanlı düzeni ne iktisadî bakımdan ne siyasî bakımdan ne de sosyal bakımdan bir İslâm düzeniydi.
Yani birileri Türkiye'de söz ve para sahibi olabilmek için Amerika'yı seçmişler ve gemilerini yürütmüşler ama sonra Amerikalılar "hayır ben sizin kaşınızı gözünüzü beğenmiyorum... ben bunları seçtim" demiş. "Öbürleri de Amerikalılar tarafından seçilmekten son derece memnunlar, "Görüyorsun onlar beni seçiyorlar, sen ne oluyorsun!" diyor onlara.
..çünkü Türkiye'de felâketin boyutlarını bildiği halde "Başka türlü nasıl olacak canım!" diyen ve devletin bütün kademelerine hâkim olan bir güç var. Türkiye'de felaketin ne olduğunu gayet iyi bilen, "Başka türlü ne olacaktı!" diye düşünen bir resmi anlayış var. Böyle bir şey... Yani biz eğer bir şey yapacaksak, kimseye karşı bir şey yapacağımız yok. Biz sadece buna razı olmadığımızı, bu pisliğin bir parçası olmadığımızı söylemek durumundayız.
Bazılarına göre "ortada bir felâket yok" fikri vardır. Ben burada bir felâket olduğu kanaatindeyim. Biz felaketin eşiğinde falan filan değiliz, felâketin içindeyiz şu anda. Felaket var yani. Eğer bu bir sel felaketiyse sular akıyor, bir depremse sarsılıyoruz, bir yangınsa cayır cayır yanıyoruz. Ama böyle bir hale gelmiş Türk toplumu; bunun bir felâket olduğunu hissetmiyor. Ben de tabii ki bu hissizlik karşısında çok rahatsızım.