nehir

nehir
@nehoss
2 okur puanı
Nisan 2024 tarihinde katıldı
Acaba
Dönelim Döndürsün bizi Kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan Ve akılda kalan bir yokuştan Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından Ve çocukluktan Dönelim Dönelim mi biz Gençlikten, oralardan Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan Dönelim mi acıya Acıya, büyük acıya Ve soralım mı acaba Ey büyük yalnızlık insansan eğer Bir kaya Dalgalar yalarken onu O bakarken kaskatı kalabalıklara Ah, kalbin bulut bulut akan sesi. Bütünüyle bir semte benziyor Ruhi Bey Binlerce, on binlerce kedinin hep birden kımıldadığı Kedilerden örülmüş bir semte Ve soğuk bir tuvalde yerini bulamamış renkler gibi Soğuk ve ayakta tutan çelişkileri Bir görünümden bir başka görünüme kolayca sıçranan Her şeyin, ama herşeyin çok dıştan farkedildiği Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği Belki de genç bir şairden ödünç alınan.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Güz Düşünceleri
Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun, Daha bir dumanlı, Daha bir derin! Şu anda, omzumdan tanıdık bir el, Tutup silkelese şöyle bir güzel, Kurtulsam yükünden düşüncelerin! Bekir Sıtkı Erdoğan
KÜL OLAN
Bu kentte sorular yasaklanmıştır böyle diyorlar fısıldarcasına ve ürkek ve diyorlar ki gidip anlatılsın bir kez çare düşünsün tarih denilen bilici Gidip anlatılsın beklenen yolculara aşklar küllenmeden ve beynimizi büsbütün kemirmeden veba yetişsin durmadan yolu gözlenen Bu kentin sorusunu yanıtla ey yanılmaz olan kahret ya da ışıklandır ve de ki: -Siz ki yangın yıllarından geliyorsunuz umuda bağlanmak umutsuzluktur ancak Ve sen ey bilici, de ki: -Bu masal çok anlatıldı önceleri çocuklar da susturuldu her defa karartıldı evlerin bütün ışıkları -Ve direnmeyi bilmiyorsanız kül olun savrulun dağlara taşlara belki hayat yeniden fışkıracaktır o zaman bu kentin ışıksız varoşlarından Bir sfenksten söz ediliyor durmadan yakınmış kahredilmesi
Ne zaman dağılsa sesim Şakağıma dayardın gözlerini Oysa adınla başlamak istedim bu akşama İstedim ki bir ayrılıkta bitmesin buruk Günlerdir bir tek dize düşüremedim Bu kaçıncı sürgünüm bütün renklerimi götürdün Kanayan bir öyküdür içimizdeki bozgun Hergün yeni bir hüznü takıp koluna Bütün saatleri acıya kuruyor sanki Şarkıların hüzzam makamındayız Kanıyoruz göçebe yollarda yılkı atlar Bir acı kahve hatrını unuttuk Her köşe başında bir maskara Tuzun ve şarabın tadı değişti Nasılsa eskidi yüzün -değişmedi gözlerin- Alevler yakmıyor artık inceltmiyor buzları Üstümüzde sağır ve dilsiz bir gökyüzü Her şey ayrıksı sanki bulutlar paslanacak İşte solan bozkır akşam ve zaman Sessizlik -sensizlik daha ne kadar -Aşksa aşk işte nabzım- Bütün sağnaklarını yağdır haydi yağdır İster bir cehennem aç ister bir mayıs getir Her vurguna hazırım nasılsa her şey pusuda gibi Bu bungun akşama yazdırarak adını Dal gibi serin yine gözlerin
Unutulmuş Bir Yaz İçin
Anımsa bizim unutulmuş bir yazımız vardı Kıyısından çocukların dokunarak geçtiği Yaz kirli denizlerin körfezine çekildi Biten o yaz mıydı düşün istersen Bir taşra melankolisine kaptır kendini Şimdi anımsanması gereken birşeyler vardır Bir çığlık kadar sessizlik de anımsanır Hoyrat sevinçlerle sularında yüzülen Olağan duygularla yüreği örten Bir aştan geriye suskunluk kalır- Yazdan ne kaldı sana yazdan ne kaldı Birkaç dize ölü ozanların gezindiği Kimsesiz romanlara sığınan yürek ağrısı Denizle aranızda ortak dil gibi Usulca çoğalan yaz kederleri Her zaman paylaşılan duygular vardır Yeri gelince ölümler de paylaşılır Bölüşmek bir ölümü dostluğu ve şiiri Benzemez beyaz evlerden mavi sulara Aynı pencereden iki yabancı gibi bakmaya Yaz bitti mi diye sorma yaz çoktan bitti Yedeğinde karartılmış sevgiler taşıyarak Nasıl özlendiğine tutkunlar gibi şaşarak Korkarak geldiği yollardan geri dönmeye Sıradan geçen bir yazın yanına gitti Bir aşkta sıradan yazlara da yer vardır Sıradan bir aşkın sözlüğü gittikçe daralır Artık ne fısıltı gibi ilk ürpertiler