Nejati D.

Nejati D.
Gördüğünü okur bildiğini yazar.
Puan vermedi·240 syf.·
2026 7. kitabı
Algan abinin Kavgaz serisinin ikinci kitabı Pilot. Serinin ilk kitabı Çantacı’yı oldukça beğenmiştim. Bu ikinci kitapta ise Mutlu Kavgaz karakteri kendini tam anlamıyla buluyor diyebilirim. Seri bir dönem polisiyesi ve bu kez hikâye 1989 yılında geçiyor. Yazar, dönemin atmosferini yer yer küçük detaylarla hissettirirken, bir yandan da insanın içindeki karanlık taraflara dokunmayı ihmal etmiyor. Dönemin çürümüşlüğüne de ufak göndermeler var. Polisiye kitaplarda pek alışık olmadığımız konulara dokunmayı ihmal etmemiş yazarımız. Konusuna gelince komiser yardımcısı Mutlu Kavgaz’ın işi bu kez oldukça zor. İşlenen cinayet diplomatik bir soruna dönüşmüşken, MİT’in dahi çözemediği dosya genç polisin önüne düşüyor. Üstelik ortada neredeyse hiçbir delil yok. Her şey Kavgaz’ın sezgilerine ve olayları okuma becerisine kalıyor. Akıcı anlatımı sürükleyici bir seri. Polisiye sevenlere Algan Sezgintüredi kitaplarını tavsiye ederim
1000Kitap
Kavgaz: PilotAlgan Sezgintüredi · April Yayıncılık · 2023148 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·644 syf.·
2026 6. kitabı
Bazı kitaplar hikaye anlatmaz insanı anlatır. Cennetin Doğusu tam olarak bunu yapıyor. İyilik mi ağır basar, yoksa kötülük mü? Sevgi emek ister mi, yoksa hak mıdır? İnsan doğuştan mı kötüdür, yoksa seçerek mi kötülüğe yürür? Okurken çizginin ne tarafında olduğuna karar vermekte güçlük çekiyor insan. Yazar bu romanda bir aile üzerinden aslında hepimizi yazıyor. Bizim kötülüğümüzü, iyi niyetimizi, saflığımızı, sevgiye aç çocukları, karanlığa çarptıkça körleşen iyi niyetimizi, zekâsını silah gibi kullananları ve en önemlisi şu soruyu bırakıyor, “İnsan konu kendisi olduğunda gerçekten neyi seçer?” Bazen öfkelendim, bazen tokat yedim, bazen aynaya baktım. Bazen üzülerek kötünün yanında olduğumu hissettim Cathy’nin kötülüğü kadar, Adam’ın saflığı da kızdırdı. Yazar, Hamilton ailesi, Trask ailesi, Lee ve Faye gibi harika karakterler yaratmış. Özellikle Samuel Hamilton.. Biterken sevdiğim bir dostu yolcu ediyormuşum gibi üzüldüm. Uzun bir roman yaklaşık bir ayda bitirdim. Benimde tembelliğim var tabi ama okumayanlar için içtenlikle tavsiye ederim Akılda kalanlar "Yaşadıklarından ders almayan adam aptaldır." "Hazzın, acının ya da nefes kesen bir heyecanın hissi hatırlanabilir mi?" "Onun inancı bir dağdır. Seninse evladım henüz bir küreğin bile yok."
1000Kitap
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,4bin okunma
Puan vermedi·216 syf.·
2026 4. kitabı
Veronika Ölmek İstiyor – Paulo Coelho Uzun zamandır okumayı düşündüğüm fakat bir türlü fırsat bulamadığım bir kitaptı. Bitirdiğimde keşke daha önce okusaymışım dedim. Yaşamak için ölmeye kalkışan bir karakter var karşımızda Veronika. Görünürde kusursuz bir hayat sürerken içindeki boşluğa dayanamayıp intiharı seçiyor fakat gözlerini bir akıl hastanesinde açınca ona yalnızca birkaç günlük ömrü kaldığı söyleniyor. Coelho’nun dediği gibi, intihar etmek bile belli bir konfor istiyor. Veronika’nın yatırıldığı hastanedeki diğer karakterler de, kendi konfor alanlarının içine sıkışıp kalmış insanlar. Kitap boyunca normal dediğimiz şeyin ne kadar dar bir kafes olduğunu görüyoruz. İçerideki deliler mi daha cesur, yoksa dışarıdakiler mi daha tutsak, insan emin olamıyor. Veronika kalan günlerinde korkmadan hissetmeyi, istemeyi, itiraz etmeyi öğreniyor. Ölüm fikri uzaklaştıkça değil, yaklaştıkça daha çok insani duygularla doluyor. Coelho’nun dili her zamanki gibi sade ama satır aralarında insanın kendine sormaktan kaçtığı sorular var. O sorulara takıldıkça önce rahatsız hissettim, sonra bu rahatsızlık tuhaf biçimde iyi gelmeye başladı. Veronika, Eduard ve Mari karakterlerini çok sevdim gerçekten “deliler.” Dr. Igor ise fazlasıyla zeki bir figür. Çok sevmedikçe aynı kitabı tekrar okuma alışkanlığım yoktur, ama bunu ileride mutlaka bir kez daha okuyacağım.
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,3bin okunma
Puan vermedi·288 syf.·
2026 3. kitabı
Algan bey benim için özel bir yazar. Daha önceki serisinde Vedat Kurdel ve Tefo gibi çok sevdiğim kahramanlar vardı; burada da o kitaplarından bahsetmiştim. Kavgaz-Çantacı, yazarın bu kez bambaşka bir seriyle okurun karşısına çıktığı ilk kitap. Bu serinin kahramanı, 22 yaşında bir Komiser Yardımcısı: Mutlu Kavgaz. Akademiden yeni mezun, tecrübesi yok denecek kadar az ve işi gerçekten zor. Yıl 1987; ne DNA analizi var ne cep telefonu. Cinayetleri çözmek tamamen zekâya, sezgiye ve çabaya kalıyor. Kitap genel olarak akıp gidiyor. Ancak serinin ilk kitabı olmasının da etkisiyle, yaklaşık üçte birlik bir bölüm kahramanı tanımaya ayrılmış. Bu giriş kısmı bana biraz uzun geldi. Buna rağmen sonrasında olay örgüsü öyle bir ivme kazanıyor ki, okuru rahatlıkla içine çekiyor. Kitabın önemli artılarından biri de, yazım sürecinde suç araştırmaları uzmanı ve emekli emniyet müdürü Mesut Demirbilek’in yazara eşlik etmiş olması. Bu iş birliği, anlatılan olayların çok daha gerçekçi ve inandırıcı olmasını sağlamış. Serinin ilk kitabı olması nedeniyle hikâyeden çok karakterlerin ön planda tutulduğunu düşünüyorum. Ancak sonraki kitaplarda bunun dengeleneceğini ve olay örgüsünün daha da güçleneceğini tahmin ediyorum. Şimdiden keyifli bir seri olacağı hissini veriyor. Okumayanlara tavsiyem; önce yazarın Vedat Kurdel ve Tefo serisini okuyup ardından Çantacıya başlamaları yönünde. Akılda kalanlar: “Ne dersen de, ne öğrenirsen öğren, gerçeğin ta kendisiyle karşılaşmak bambaşka bir şeydir.” “Hiç olmayacak bir şeyin oluverdiğini sanıyor, adına tesadüf diyoruz. Oysa öyle değil. Bir şey mümkün değilse değildir.” “Sezgiler önemlidir. Gerçek dostlarındır.”
1000Kitap
Kavgaz - ÇantacıAlgan Sezgintüredi · April Yayıncılık · 2024259 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 2. kitabı
Byong-su Gim, geçmişinde birçok cinayet işlemiş eski bir seri katildir. Evlatlık aldığı kızının anne babası da bu cinayetlerin arasındadır. Byong-su, işlediği her cinayet için kendince bir gerekçe üretir; kötülüğünü bile bir düzene oturtmuştur. Yıllar geçer, kızı büyür. Yaşadıkları bölgede genç kızları öldüren yeni bir seri katil ortaya çıkar. Byong-su, sıranın kızına gelmesinden korkar ve son bir kez daha öldürmeye karar verir: Bu katili bulup yok etmek ister. Tam bu noktada doktorundan Alzheimer demansı teşhisini alır. Zihni her geçen gün biraz daha silinir; ertesi gün kendine inanabilmek için notlar bırakır. Bir gün kızı, evlenmek istediği adamı babasıyla tanıştırır. Byong-su, bu adamın aradığı katil olduğundan şüphelenmektedir. Ancak hafızasına mı güvenmelidir, yoksa sezgilerine mi? Kısa ama oldukça sürükleyici bir roman. Güçlü alt metinleriyle yalnızca bir gerilim hikâyesi anlatmıyor; Alzheimer’la yaşamanın, zihnin yavaş yavaş elden kaymasının yarattığı dehşeti de okura derinden hissettiriyor. Finaliyle şaşırtan, etkisi bitince de akılda kalan bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim Akılda kalanlar: “Annesiz büyüyünce nasıl kadın olacağını bilemez insan.” “İnsanlar kötülüğü anlamak ister, beyhude bir istektir. Kötülük gökkuşağı gibidir; ne kadar yaklaşırsan o kadar uzaklaşır.” "Dönüp baktığımda anlıyorum ki, insan denen varlıkla muhatap olduğum işler en yorucu olanlarıydı." "İnsan, zaman denen parmaklıkların arkasına kapatılmış bir suçludur."
1000Kitap
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma