Kırmızı bir gül görüp "ben güllere bayılıyorum, ama keşke bu gül beyaz olsaydı" diyebilirsiniz. Duyarlı ve kültürlü bir kişi bir rengin pek çok tonu dahil her şey üzerinde seçim hakkında sahiptir. Kişinin tercihleri olması bir sorun yaratmaz, ancak kişi bir tondan diğerine kıyasla daha çok hoşlanıyor ya da hoşlanmıyorsa o tonu olduğu haliyle göremez. İşte bu nedenle, dünyadaki tüm nesneler belli başlı hoşlandım-hoşlanmadım etkileri altındadır. İnsanlar ortak, nesnel bir dünyada değil kendi hayal ve imgelem dünyalarında yaşar.
"Kaçınılmaz başarı ya da kayıp hissi bende sadece zihinsel gerginlik yaratıyor. Eylem içerisinde olduğum sürece asla huzur bulamam. O halde, eğer hiçbir eylemde bulunmazsam, bir sonuç beklentisi de olmaz. O halde neden eylemde bulunup zincirleme bir reaksiyon oluşmasına sebep olayım? Bunun yerine tüm eylemleri terk edip, sessiz bir yere çekilip tefekkür edeyim."
Okyanus her zaman aynı kalır, ne ona akan ırmaklar yüzünden taşar ne de kuruduğunda azalır. Okyanusun varlığı başka hiçbir su kaynağına bağlı değildir, tüm sular sadece okyanustan ortaya çıkar.
Tıpkı bir okyanus gibi, bilge kişinin yüreği de her zaman tam ve yeterlidir. Dünya onu önemsese de önemsemese de, istediği şeyi elde etse de elde etmese de mutludur; tamlığı herhangi bir şeyin gelip gidişine bağlı değildir. Tam tersine, mutluluğu nesnelere bağlı olan kişi istediğini elde edip etmeyişine bağlı olarak memnun ya da mutsuz olacaktır. İşte böyle bir kişi küçük bir gölcük gibidir, üzerine yağan yağmurlar durduğunda kurur ya da sağanak altında yaşar.