Kozmopolit bir hayatımız vardı ve her türlü imkana sahiptik. İstediğimiz yere pasaportsuz ve vizesiz gidebiliyorduk, hiç kimse düşüncelerimizi, kökenimizi, ırkımızı ya da dinimizi sorgulamayordu. Bizler bunu asla inkar edemeyiz, sınırsız bir özgürlüğe sahiptik ve bu özgürlüğü sevmekle kalmadık, aynı zamanda ondan yararlandık ancak frederich hebbel’in söylediği o güzel söz gibi: “ bazen şarabımız eksikti bazen kadehimiz” bir kuşağın her ikisini de sahip olması ender bir durumdur; gelenekler özgür bıraktığında devlet baskı yapar, devlet özgür bıraksa bu defa ahlak şekil vermeye çalışır