Neşe Ağaoğlu

Neşe Ağaoğlu
@neseagaogluu
“Aşk-ı Sükût” ️️”Şah-ı Şiirler Antoloji” “Söz Susacağım”yazarı... "Önce mısralar geldi sonra ben. Bir gri şiirle başladı benim hikâyem..." youtu.be/lGAVd4cWXgQ
Öylesine gelip girdiğin hayatımdan fırtınalar kopartarak gittin. Oysa ben dingin bir denizdim. Sahile vurup dalgalarımı, yıkıp geçtin ne varsa...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ey gönlümün seferî yolcusu Kalbine giden yola girdi gönlüm. Hasretin dem almışken içimde, Taze bahar çiçekleri gibi açtın gönlümde. Önce aklıma düştün, sonra yüreğime. Ah gözümün değil gönlümün gördüğü, Şimdi vakt-i vuslat zamanı. Duyuyor musun? Bu yollar, bu ayak sesleri vuslatın habercisi...
Bir oyunun içindeyiz; Ve bu oyunun adı ne biliyor musun? “Körebe” Evet evet, körebe yanlış duymadın. Kör olmuşuz can özüm. Gözlerimizi bağlamışlar yüreğimizi dağlamışlar. Bu kısır döngünün içinde duvarlara çarpa çarpa yürümeye çalışırken, her seferinde bodoslama dalmışız ve yara bere içinde kalmışız. Biz bu oyunu bozarız can özüm biz bu oyunu bozarız. ... Martılarla oynasaydık belki değecekti maviye kanatlarımız. Oysa biz mahallenin can kıran afacan çocuklarıyla oynamayı tercih ettik. Bilemedik can kırıldığında suçlusunun kaçıp saklanacağını, suçun bizim üzerimize kalacağını. İlkokulda öğretmenine şikâyette bulunan bir çocuğun önce kendine alacağı ceza gibiydik. Bu yüzden sustuk belki de. Çünkü konuşsak yine suçlu biz olacaktık. Sustuk susmasına da mızıkçılık etmeyi bir türlü beceremedik. Bundandır martıların özgürlüğüne âşık oluşum... “Martılar oyun oynamaz can özüm, martılar oyun oynamaz. Çünkü bilirler birbirlerine değdiklerinde kanatlarının kırılacağını...”
Bir tren kalkıyor Haydarpaşa Garı’ndan. Gidenler umutsuz,kalanlar mutsuz. Valizler kırık dökük hatıralarla dolu. Acı acı çalarken, İş işten geçmiş diyor siren sesi. Bıraktıklarını bulacaklarına değişmiş silüetler, Camdan el sallıyor istasyondaki saatin zamanı yutan portresine. Saniyeler acımasız. Ayrılığın rotası gidenlerin elinde, Kalanların boynu bükük. Eller sallanıyor. Derken birkaç damla gözyaşı. Kim bilir,belki de hiç geçmeyecek bir pişmanlığın izleri silinip gidiyor rayların üzerinden...
İnsanlar şehrin rengarenk ışıklarıyla aydınlatmaya çalışırken karanlıkta kalmış yüreklerini, ben hep karanlığa akıttım yüreğimin cerahatini. Kâh kuş olup uçmak istedim en derine, kâh toprak olup sığınmak istedim yerin en dibine. Lâkin ne kuş olup uçabildim Çelebi gibi,ne toprağa karışabildim... Neşe Ağaoğlu