Bir tren kalkıyor Haydarpaşa Garı’ndan.
Gidenler umutsuz,kalanlar mutsuz.
Valizler kırık dökük hatıralarla dolu.
Acı acı çalarken,
İş işten geçmiş diyor siren sesi.
Bıraktıklarını bulacaklarına değişmiş silüetler,
Camdan el sallıyor istasyondaki saatin zamanı yutan portresine.
Saniyeler acımasız.
Ayrılığın rotası gidenlerin elinde,
Kalanların boynu bükük.
Eller sallanıyor.
Derken birkaç damla gözyaşı.
Kim bilir,belki de hiç geçmeyecek bir pişmanlığın izleri silinip gidiyor rayların üzerinden...
İnsanlar şehrin rengarenk ışıklarıyla aydınlatmaya çalışırken karanlıkta kalmış yüreklerini,
ben hep karanlığa akıttım yüreğimin cerahatini.
Kâh kuş olup uçmak istedim en derine,
kâh toprak olup sığınmak istedim yerin en dibine.
Lâkin ne kuş olup uçabildim Çelebi gibi,ne toprağa karışabildim...
Neşe Ağaoğlu