Neden böyle biri olduğumu, bunları neden hep benim başıma geldiğini, neden sorumluluklarımı yerine getirip görevlerini tamamlayamadığımı, beni seven insanlardan neden uzaklaştığımı, neden yalnızlığı anne şefkati gibi benimsediğimi Ve neden eş ya da anne olmaya dair hiçbir dürtümin olmadığını anlamaya çalışmadan… Bütün katilleri geride bırakmak istiyorum. Alışkanlıklarımı ve korkularımı geride bırakıp koşmak istiyorum.
 dünyanın bütün intihar yöntemlerinden kaçmayı başardım. Ancak bütün bu güzelliğin boşa gitmesi karşısında kalbim muhakkak defalarca duracak. Tam ortadan ikiye bölünecek. Bir parçası kalacak geride. Hiçbir doktor anlam veremeyecek geride kalan yerlerime. Bu kadar muntazam kırılan bir kalp hiç görmedik diyecekler. Oysa hala atıyor olacak kalbimin diğer yarısı.
Bunca kayıp güzel güneş, bunca parmaklıklı pencere, bunca umut. Çünkü sana anlatmak istediklerim var. Defteri kalemi getirir misin, diye ürkütmeden sormamı sebebi, sana anlatmak istediklerim.
“Bir çatısı vardır bu dünyanın,” diyor gemi. “ Çatının neresinden bakarsan öyle görürsün dünyayı. Batısından baktığında dünyanın en tepesinde sen varmışsın gibi, bindiğin salıncak göre diyecekmiş gibi hissedersin. Doğusundan baktığında ise karaya vurmuş, terk edilmiş…”