irem

Kadın çocuksu, duygusal, dolayısıyla sorumsuz ve başkalarına bağımlı varlık olarak görülüyorsa, bunda kadının özgüvenini azaltma eğilimi işbaşındadır. Erkek çok büyük sayıda kadının gerçekten bu imaja uyduğunu kanıt olarak gösteriyorsa, bu tip kadının erkek tarafından yol gösterici-sistematik bir ayıklamayla yaratılıp yaratılmadığını kendimize sormalıyız. Çünkü belirleyici olan şey Aristoteles'ten Mobius'a kadar daha önemli ve daha önemsiz münferit şahsiyetlerin eril ilkenin üstünlüğünü kanıtlamak için güçlerini ve zekalarını şaşırtıcı biçimde kullanmış olmaları değildir. Asıl belirleyici olan daha ziyade, "erkek kitlesinin" sürekli sallantıda olan özgüveninin daima anaç olmayan, çocuksu, histerik kadın tipini sevmesi ve böylece sonraki her nesli onun etkisine maruz bırakmasıdır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gerçekte Delius'a göre kadının psikolojisi erkeğin istekleri ile düş kırıklıklarının bir tortusuydu. Buna çok vahim diğer bir etken olarak kadının erkeğin isteklerine uymuş ve uyumunu kendi özü olarak hissetmiş, yani kendini de erkeğin istencinin ondan istediği şekilde görmüş olması ya da görmesi, yani bilinçdışı olarak eril düşüncenin telkinine boyun eğmiş olması ekleniyor.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Tüm kültürümüz bir erkek kültürüdür. Devlet, yasalar, ahlak, din, bilimler erkeğin yarattığı şeylerdir. Bu olgulardan, normalde hep yapıldığı gibi, kadının yetersiz olduğu sonucunu çıkarmak şöyle dursun, Simmel önce bu erkek egemen kültür kavramını önemli ölçüde genişletiyor ve derinleştiriyor: "Sanatsal talepler ile vatanseverlik, genel ahlak ile özel sosyal düşünceler, pratik değerlendirmenin adaleti ile kuramsal kavramların nesnelliği, yaşamın gücü ve derinleştirilmesi… gerçi bütün bu kategoriler deyim yerindeyse biçimleri ve iddiaları bakımından genel olarak insanidir ama fiili tarihsel şekillenmelerinde tamamen erildir. Mutlak olarak ortaya çıkan bu tür fikirleri bir kez kayıtsız şartsız nesnel olan diye nitelendirirsek, türümüzün tarihsel yaşamında nesnel = eril denklemi geçerlidir."