Çünkü insanoğlu gerçeğin belirsiz olduğu hallerde bir yere tutunmak ister. Bu amaçla da kendince bir gerçeklik yaratır. Eğer bu konuda kendisini ilişkilendirebilecegi bir grup varsa, gerçekliği başkalarıyla beraber oluşturur. Bu durum, belirsizlikten kurtulma ve kesin bir şeye inanma arzusunun sonucudur. Din işte bu noktada devreye girer; insanlara, onların inanacağı kesin bilgiler sunar.
İnsanlar yaşadıkları çevrede kendilerine ait bir sosyal gerçeklik inşa ederler. Eşyalara, renklere hatta sayılara çeşitli anlamlar atfederler. Ama çoğu zaman bunun farkında değildirler. Kimisinin uğurlu sayısı, kimsinin uğurlu rengi vardır. Bâtıl inanç diye bilinen kimi inançlar aslında batıl kabul edilmeyen inançların zamanla dönüşüm geçirmiş hâli olarak karşımıza çıkarlar.
Psikolog Salzmann, "Çocuğunuzu Yanlış Eğitiyorsunuz" isimli kitabında çocuklarınızın dinden soğumasını istiyorsanız şu üç şeyi yapın der:
1) Çocuklarınıza dua, sure, vb. ezberletin; ezberleyemedikleri zaman kızın.
2) Çocuklarınız yanlış bir şey yaptığı zaman "Allah yakar, taş eder" gibi sözlerle korkut'un.
3) Çocuklarınızın yanında dindarların kötülüklerinden bahsedin.