''Rüzgar, bana senin Aşk'ı tanıdığını söyledi,'' dedi delikanlı güneşe. ''Aşk' ı biliyorsan, Evren'in Ruhu'nu da biliyorsundur, çünkü o da Aşk'tan yapılmıştır.
''Bulunduğum yerden,''diye yanıtladı güneş,'' Evrenin Ruhu'nu görebiliyorum. Benim ruhumla iletişim halindedir ve ikimiz birlikte, birlikte bitkileri büyütüp gölge arayan koyunları yürütürüz. Bulunduğum yerden (ve dünyadan çok uzaktayım), sevmeyi öğrendim. Dünyaya biraz daha yaklaşacak olsam üzerinde bulunan her şeyin yok olacağını ve Evren'in Ruhu'nun yok olacağını biliyorum. Bu nedenle karşılıklı bakışmakla yetiniyoruz ve birbirimizi seviyoruz. Ben ona hayat ve ısı veriyorum, o da bana yaşama nedeni veriyor.''
''İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini tanıyacak olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz. Bu nedenle en iyisi onun söylediklerini dinlemek. Böylece, kendisinden beklemediğin bir darbe indirmeyecektir kesinlikle sana.''
''Öyleyse neden yüreğimin sesini dinlemek zorundayım?''
''Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramayacaksın. Hatta onu dinlemiyormuş gibi yapsan da o gene oradadır, göğsündedir ; hayat ve dünya hakkında ne düşündüğünü sana tekrarlamayı sürdürecektir.''