Kitapta ne olduğu ve ne şekilde sonuçlanacağı bilinmeyen bir davadan söz ediliyor.Davadan çıkış yolu yok ancak dolambaçlı koridorlarda dolaşıp davanızı uyutabilirsiniz.Ama davayı bir kere duyduktan sonra onu unutamazsınız ve içinizde gittikçe güçlenen huzursuzluğu uyutamazsınız.Josef K da bunları yaşıyor.Dava korkusu onu arayışa sürüklüyor ve ne olursa olsun bir an önce son bulsun istiyor.Kitabı okudukça sizin de ruhunuz daralıyor, davanın sonuçlanması için Josef K nın gittiği kapılardan bir yanıt çıkmasını umuyorsunuz. Kimse derdinize çare olmuyor, yalnızca biraz daha çaresizleşiyorsunuz.Kitabın pek çok yerinde ve özellikle sonunda bu olanlar gerçek mi yoksa Josef K hayal mi görüyor diye düşündüm.Beni daraltan ama ön sözde de bahsedilen varoluş korkusunu hissetmemi sağlayan bir roman oldu.