İstediğin sadece kaçmaktı! Evet, kaçmak istedim. İnsan ya yücelerek kaçar, ya da sürünerek...En büyük kötülükleri işleyenler de, en harika iyiliklere imza atanlar da bunu "kaçmak" için yaparlar. Dünyadan kaçmak için. Yücelerek ya da alçalarak kaçılır bu dünyadan. Dibe veya uca. Tercih senindir, tercih benimdir.
Asıl cihat ayırt etmekti işte. Asıl ibadet, işini düzgün yapmaktı. Ehil olmaktı. Seçilecek, atanacak, işini düzgün yapacak konuma gelmekti. Ne üniversite, ne sistem buna olanak sağlamıyorsa, sen de yanlış giden işleyişin, savsaklamaların, çözümsüzlüklerin, yetersizliklerin bir parçası olurdun.
Neden birisine azıcık saygı duysanız o kişi ilk önce o saygınlığı baltalamakla işe başlar. Neden birisine umut deseniz gelip ilk önce sizin kalbinizde çırpınan serçeyi vurur. Neden ırmaklar çöle değil de denize akar. Neden!
"Listelerin sonlarında kalanlar, torpili olmayanlar, hile yapmayanlar, dürüst çalışanlar niye geride kalırlar sence...Belki de kenarı, geriyi, altı, kıyıyı fethetsinler, orayı da hakikatın merkezi kılsınlar diyedir. Beni buradan çıkarıp koyacakları yerin merkezinde ne var ona bakarım ben. Madende de olsan sarayda da olsan merkeze ne koyduğun önemlidir. Haksızlığın olduğu her yere yabancıyım ben!
Yâr neredeyse başköşe orasıdır demişler, noktayı koymuşlar beyim."
- "Köle olarak kalın diye koymuşlar o noktayı ."
"Hayır ilah olarak kalmayalım diye koymuşlar."