Nihan

Sonuçta âşık olunandan çok âşkın kendisi güzel şeydi. Hüzünlü, içli, bazen acı dolu...İşte bu yüzden beşeri aşk, ilahi aşka bir basamaktır diyorlar. Siz hiç Allah'a neşe içinde, mutlulukla, lay lay lom ulaşanı gördünüz mü? Dert sahipleri hüzünperestler, acıdan kıvrananlar, kendi durumu iyi olsa bile düşkünleri, acizleri düşünüp de kendisine değişik değişik dertler edinenler ulaşabilirler Allah'a. Ona ulaşmak için çile çekenler, kalp yoranlar, nefes tüketenler var. Onlar yokmuş gibi mi yapacağız. Bu adil olmaz. Aşka giden yol adaletten geçer bence.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Pansuman edilen, sağaltılan yara, geçmişte çekilen acıyı niye yok etmiyor sizce? Çünkü her zaman dilimine bir parçamızı koyarak ilerliyoruz. Bir parçamız burada iyileşse bile, başka bir parçamız orada kanamaya devam ediyor.
Kâinatta öleceğini bilen tek varlıktır insan. Oysa kâinatın bilen bir varlığa ihtiyacı var mıdır diye sorar filozoflar. Balık bilmeden yüzer, arı bilmeden bal yapar, su bilmeden akar. Bu bilmeyiş sayesinde hayat sekteye uğramaz. Çarklar aşınmaz. Ama insan bilir. Bu bilmek yüzünden ortalığı toza dumana katar. Bu yüzden kavga eder, bu yüzden sever, bu yüzden evlenir, bazen de bu yüzden ferahlar...İnsan bilir. Bildiğini bilir ve bunu sorgularsa bilmenin fayda vermediği bu kâinata ait olmadığını anlar. Burayı yurt edinmez böylece. Üç kuruş fazla kazanmak için insanların hayatını tehlikeye atmaz. Başka hayatları sömürmez, savaş çıkarmaz, hukuku üstün tutar.
Çürüyen ahşap, paslanan demir, ışıldayan emniyet lambası oksijenin varlığına en büyük delildir oysa. Yaşamak kadar çürümek de bir hayat belirtisidir, paslanmak ve yanmak da öyle. Her an bitecek bir hayatın belirtisi.
Sevdiklerini sırayla toprağa verdiğinde insan, asıl mesele olan ne varsa onları da gömüyor. Yan meselelerde yaşıyor. Bu kadar basit!