Nilay Çoban

Nilay Çoban
@nilaycobsn
Oku,şayet hisli bir yürek lazımsa.
Bir ebeveyn olarak beni bu kıssada en çok düşündüren noktalardan biri de daha önce belirttiğim gibi Hz. Yakub'un hayatı boyunca Hz Yusuf'a tuzak kurduklarını bildiği halde çocuklarıyla birlikte yaşamak durumunda kalmış olmasıdır. Kuran bize Hz. Yakub'un Yusuf'un hayatta olup olmadığını bildiğine dair bir bilgi vermiyor. Hz. Yakub'un gözlerini kaybedecek kadar çok ağlamasından tahmin ediyoruz ki ona, ''Sen bu kadar üzülme. Yusuf çok iyi bir gün kavuşacaksınız.'' denmemiş. Burada bize verilen inanılmaz bir mesaj var. Her anne babanın evlatlarıyla yaşadıkları kendilerine özel olduğu için buradan alınacak mesajlar da ayrıdır. ''Evladın kötüsü olmaz.'' derdi büyüklerimiz. Bugün psikoloji de aynı şeyi söylüyor. Ne olursa olsun o senin evladındır. Her biri diğerinin aynı olmayacak elbet. Gerek yaratılıştaki mizaçları gerekse kendi seçtikleri yaşam biçimleri nedeniyle bazılarına daha yakın, bazılarına daha uzak hissedeceğiz kendimizi.
Reklam
Surede görebildiğimiz kadarıyla Hz. Yakub, günümüz ebeveynleri gibi, ''Ben nerede hata yaptım da bu çocuklar böyle oldu?'' demiyor. Bu düşünce kendimizi küçük tanrıcıklar gibi görmemizden kaynaklanıyor. Her şey bizim elimizde değil ki. Her insanın mizacı var, kader var, getirilen altyapı var. Günümüz ebeveynleri çocuklarını mükemmel bir şekilde yetiştirebileceğini zannediyor. Böyle bir ihtimal yok. Reaksiyona yeni bir madde girdiğinde sonuç bambaşka olur. Yüzlerce maddeyi organize etmiş olsan da sadece birini atlamışsan hiç tahmin edemeyeceğin bambaşka sonuçlarla karşılaşırsın. Bu, modern ebeveynlerin kendilerini her şeye muktedir görmelerinin bir sonucudur. Bir açıdan baktığımız da saygıdeğer bir erdem gibi görünen sorumluluk duygusu, ölçü kaçtığında insanın kendi kulluğunu ıskalamasına yol açabilir.
Yusuf kıssası, çocuklarımıza karşı ne kadar anlayışlı ve sabırlı olacağımızın ölçüsünü verir. ''Onları yargılamadan, oldukları gibi kabul edelim, hangisiyle ömür süreceğimiz belli değil.'' dedirtiyor bize. Hz. Yakub'un çocukları bu kadar büyük bir kabahat işledikleri halde dönüp eve geliyorlar. Hz. Yakub çocuklarına ''Ben ne yaparsam yapayım bu eve gelebilirim.'' bilincini vermiş. Bugün psikologlar bunun üzerinde çok duruyor. Evlerini terk edip sokakta yaşayan çocuklarla ilgili yapılan bir araştırma beni çok etkiler; hiç çıkmaz aklımdan: ''Babamdan habersiz sinemaya gitmiştim. Çıktığımda çok geç olmuştu. Bir daha eve gidemedim.'' Çocuk kabahat işlemiş olmaktan duyduğu korkuyla bir daha eve gidemiyor, kaçıyor ve sokak çocuğu oluyor. Diğer taraftan Yusuf'u öldürmeye kalktıkları halde dönüp o babanın yanında kalabilen çocuklar ve onları bağrına basan bir baba var Yusuf kıssasında. Hz. Yakub'un tavrı olağanüstüdür.
Salih olmayı ertelemek, kişinin kendi yaşamının kontrolünü kendi elinde tuttuğu zannına dayanır. Namaza başlamanın vakti ne zamandır? Şimdi, içinde bulunduğun andır. İyilik yapmanın vakti de hemen şimdidir. Salihlerden olmak da böyledir. Yusuf'un kardeşleri hayatları boyunca bir daha adam öldürmekle imtihan olacak mı? İşte orada imtihan oluyorlar. O duyguya kapıldıkları anda kendilerinden salih olmaları bekleniyor. İyilerden (salih) olmanın zamanı tam da şeytanın insanı dürttüğü zamandır.