Nilay Çoban

Nilay Çoban
@nilaycobsn
Oku,şayet hisli bir yürek lazımsa.
Sıradan insan kaotik olanın daimi can düşmanıdır, sadece dış dünyada değil, kendi içinde de. Ama daha yüksek insanlarda, özellikle üretken olanlarda, huzursuzluk yaratıcı şekilde serpilir, günün eserleriyle yetinmez, onlara ''acı veren yüce bir kalp''(Dostoyevski) kendini aşıp evrene doğru bir özlemle uzanan ve soru soran bir zihin verir. Bizi kendi özümüzün, kendi kişisel ilgilerimizin ötesine, sezgisel ve maceracı bir şekilde soru sormanın o tehlikeli bölgesine sürükleyen her şeyi, varlığımızın şeytani kısmına borçluyuz. Ama bu şeytan ancak onu alt ettiğimiz, gerginliğimizde ve yükselişimizde bize hizmet ettiği sürece dostça teşvik eden bir güçtür. Bu sağaltıcı gerilimin yüksek gerilime dönüştüğü yerde, ruhun insanı allah bullak eden o dürtüye, şeytani olanın volkanına düştüğü yerde tehlike başlar. Zira şeytan kendi vatanına, kendi elementine, yani sonsuzluğa, ancak ve ancak sonlu olanı, dünyevi olanı, yani ikamet ettiği bedeni yıkıma uğratmak suretiyle ulaşabilir.
Reklam
Hz Yakub ''Ben sizi Allah'a havale ettim, o sizi korur.'' demiyor. Bir tedbir söylüyor fakar ''Benim tedbirime güvenmeyin, asıl koruyacak olan Allah'tır.'' diye de ekliyor. Yani sen tedbir alsan da Allah seni korumazsa korumaz. Bu aldığımız, tedbir işe yaramadığında Allah'a küsmemeyi sağlar. Çünkü biz ''Rasyonel biçimde tedbir aldık. O zaman başımza bir şey gelmeyecek. Çünkü gerekeni yaptık.'' diyoruz. Mesela evimizi depreme karşı sağlamlaştırdık diye ömrümüzün tamamı evde mi geçecek? Başka hiç bir yere gitmeyecek miyiz? Bizim için depremde ölmek ya da enkaz altında kalmak takdir edilmişse bunu yaşayacağız. Tedbir kuldan, takdir Allah'tandır. Günlük dilimize yerleşmiş olan Anadolu deyişleri son derece rafine, çok iyi süzülmüş inan ifadeleridir. Çok güçlü eğitim, bir sonraki neslin zihnini müslümanca şekillendirmek için son derece etkili bir yöntemdir.
Çünkü bir fiilin nesnesi belirsizse o fiil ilgili olduğu bütün nesneleri kapsar. Bunun Kur'an-i Kerim'deki en bariz örneği Alak Suresi'nin ilk ayetidir. ''Yaratan rabbinin adıyla oku!'' (Alak,1) Peki ne okuyacağız? Ne okuyalım? Gazete mi okuyalım, kitap mı okuyalım, Kuran mı okuyalım sadece? Ayette ne okuyacağımız söylenmiyor. Okunacak her şeyi okumak bu ayetin hükmüne girer ama bir şartı var: ''Allah'ın adıyla'' okunacak.
Topluma din anlatırken hep Hz. Ebubekir, Hz Ömer gibi üst düzey örnekler vermenin dozunu kaçırarak insanları yanılttığımızı düşünüyorum. Dinleyicilerin içinde Hz.Yusuf'un kardeşlerinin karakterinde olanlar da dahil olmak üzere her tip insan olması mümkündür. Vaizler, eğitimciler en iyi örnekleri anlatalım derken aslında bir taraftan da bu sıradan insana -ki çoğunluğu onlar oluşturur- ''Bu din yaşanmaz.'' ''Tam olarak yaşamak imkansız.'' mesajı verirler.