...Bizim kendi ölçeğimizde gerçekleştirebileceğimiz tek mucize, yaşamayı sürdürmektir, dedi karısı, şu kırılgan yaşamımızı kırılganlığıyla korumaktır ve buna her doğan gün yeniden başlamaktır, kör olan gözlerimiz değil de yaşamın kendisiymiş gibi, ne yöne gideceğini bilemeyen o imiş gibi, belki de gerçek budur, ne yöne gideceğini gerçekten bilemiyordur belki de, bize aklımızı bağışladıktan sonra kendini bizim ellerimize teslim etmiştir, oysa bizim onu ne hale getirdiğimize bir bakın...
...cehennem, uzmanların söylediğine göre, öyle bir yerdi ki lanetli ruhların orada en katlanamadıkları şey, kor haline gelmiş kıskaçlar, içi fokur fokur zift kaynayan kazanlar ve daha başka işkence aygıtları değil, insanın midesini bulandıran, içini kaldıran, kusacak hale getiren çok pis kokulardı.
Genç kızın odasında, komodinin üzerinde, içinde kurumuş çiçekler bulunan bir cam vazo vardı, su buharlaşıp uçmuştu, kör eller oraya yöneldi, parmaklar çiçeklerin kurumuş taçyapraklarına dokundu, terk edildiğinde yaşam ne kadar kırılgan.