Doğaya insanlar, tanrılar veya krallar değil; sadece tesadüf, şanssız bir durum, isimsiz ve önemsiz bir Kaya parçasının göğün derinliklerinden neredeyse alaycı bir şekilde gelişi hükmediyordu. Her şeyi sona erdiren bu nesne, gizlice ordularını toplayan şeytani bir intikamcı değildi. Dışlananların sığınağı, patlayan bir yanardağ, düşmanın silahından atılan bir kurşun bile değildi. Buraya yok etmek amacıyla da gelmiyordu. O bir hiçti, amaçsız ve hedefsiz bir hiç! İşte bu yüzden elle tutulmuyor, lanetlenmiyor ve karşı konamıyordu.