aramızdaki köprüyü ancak dille kurabilirdim. bu delikli süzgece yığdığım anlamı kavrayabilecek miydi? anlam ona ulaşana dek geriye ne kadar aşk kalacaktı?
ama aşk karşılığını bulduğunda, insan tek başına acı çekmenin edilgenliğini terk ederek bir başkasını da üzebilmenin sorumluluğunu üstüne almak zorunda kalır.
insan bir şey hissetmiyorsa, o zaman düşünmeli. ahengi kuran, nabza göre şerbet veren akıldır. gövde kendi haline bırakılmış olsa, o zaman bir tarafta bir deli, öteki tarafta ise korkmuş dindar bir bakire olurdu.